Posts Tagged ‘vajinismus ve psikanaltik yaklaşım’

Vajinismus ve Psikanalitik Yaklaşım

Salı, Mart 3rd, 2009

Psikanaliz Sigmund Freud’un çalışmaları üzerine kurulmuş bir psikolojik kuramlar ve yöntemler ailesidir. Bir psikoterapi tekniği olarak psikanaliz, vajinismus hastalarının zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışır. Analistin amacı vajinismus hastasının transferansın sorgulanmamış ya da bilinçdışı engellerinden, yani artık işe yaramayan ve özgürlüğü kısıtlayan eski ilişki kalıplarından, serbest kalmasına yardım etmektir.

Psikodinamik ve psikanalitik yönelimli psikoterapi ile birlikte cinsel terapinin uygulanması, cinsel işlev bozukluklarına eşlik eden psikopatolojisi olan vajinismus hastalarının tedavisinde kullanılabilecek en etkin yöntemlerden biridir. Bu tedavi yöntemi, azalmış cinsel istek,işlev bozukluğu olan hastalar için uygundur. İç görü-yönelimli terapi, sıklıkla vajinismus sorununun kökünde yatan intrapsişik çatışmalar ya da bireyler arası ilişkilerdeki sorunlarla başa çıkmada danışana yardımcı olur.

Psikodinamik yaklaşım bir ruhsal sorun karşısında öncelikle bu sorunun anlamını kavramayı hedefler. Dolayısıyla da vajinismusu anlamak için sormamız gereken soru, cinsel birleşme girişimlerine vajinal kasların neden spazmla yanıt verdikleridir.

Fenichel, vajinismusu katıksız bir ketlenme olmaktan çok, pozitif bir konversiyon olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle bilinçdışı bir arzuyu belirttiğini söyler. Fenichel’e göre bu arzu penisten vazgeçmeme veya onu koruma arzusudur. Başka bir deyişle vajinismus, kadınsı kastrasyon karmaşasının öç alma tipinin bir anlatımı olabilir veya anal bir penis özlemini belirtebilir. Abraham ise bilinçdışı arzunun erkeğin cinsel arzusunu engellemek veya kendi kastrasyonunu veya penisinin olmamasını inkar etmek ve erkeği kastre etmek olduğunu belirtmiştir.

Ancak başka dinamik nedenler de söz konusu olabilir. Klinik deneyimler vajinismusun daha çok vücudun içine ve dolayısıyla benliğin sınırlarına girilmesine karşı bir savunma olarak ortaya çıktığını düşündürmektedir. Bilinçdışı savunma saldırgan ve tehditkar olarak algılanan erkeğin vücuduyla birleşmeyi reddetmektir. Erkeğin saldırgan olarak algılanışına ek olarak cinselliğin kirli ve kötü bir şey olarak algılanması da birleşmeye karşı bir direnç gelişmesine zemin hazırlamaktadır.

Vajinismuslu kadınlar çocukluk ve gençlik yıllarında ailelerinin iyi kızları olarak uyum göstermiş kişilerdir. Kurallara uyan, kızgınlıklarını dışarı vurmayan sürekli bir kabul ihtiyacı içinde olan kadınlardır. Bu kadınlar agresif, otoriter ve baskıcı olan babalarının tersi özellikleri olan eş/sevgili seçme eğilimindedirler.

Vajinismuslu kadınlar ilişkiyi şiddet veya invazyon olarak gördüklerinden, semptomun anlamı da şiddete karşı önlem almak demektir. Birçok araştırmada gösterildiği gibi vajinismusluların çoğu ya gerçekten fiziksel şiddete maruz kalmış ya da şahit olmuş kimselerdir.

Malleson, vajinismuslu kadınların erken cinsel travma veya bedensel travmaları olduğunu iddia etmiştir. Sullivan vajinismuslu kadınların çoğunun tehditkar ve agresif babayla büyüdüğünü ileri sürmüştür. Silverstein’in incelediği 22 kişilik vajinismuslunun, neredeyse tümünün ahlaki ve cinsel olarak baskı uygulayan babalarının olduğu görülmüştür. Silverstein’e göre bu babalar aynı zamanda kızlarına karşı sedüktiftiler.

Vajinismus bir semptomdur. Bu semptom, kapanma, kendini koruma, uzak durma, barikat kurma ve sınır koymak ile ilgili savunma ihtiyaçlarının bir ifadesidir. Vajinismus, korkulan acıya, beklenen şiddete ve sınırlarına girilmesine karşı kadını korur. Semptom bütünlüğünü ve bağımsızlığını koruma, devam ettirme isteğini gösterir. Çoğu vakada şiddet algısı, geçmişte yaşanmış gerçek bir şiddet öyküsünün ve bir saldırganın (babanın) temsilcisi olan partnere yönelik pasif öfkeye bağlıdır. Partnerler de kendi geçmişleriyle ilgili sebepler nedeniyle yansıtmalı özdeşimin içine girer ve kendi cinselliklerini agresif bulurlar.

Bu kadınların babalarının zıt karakterindeki partnerler seçmeleri babalarıyla olan içselleştirilmiş obje ilişkilerine dayanır. Tehditkar olarak algılanan kocaya yansıtılan agresyonun nedeni de gene introjekte edilmiş baba imgesidir. Vajinismuslu kocaları pasif, bağımlı, aşırı korumacı, dikkatli ve kendi agresyon ve agresif cinselliklerinden korkan kişilerdir. Bunlar “iyi çocuklardır. Bazılarında Madona/fahişe sendromu vardır:(seks fahişeler içindir, bir eş ise saf, tatlı ve masumdur). Bunlar babalarından farklı olarak güvenli, nazik, saygılı oldukları için seçilmiştir. Kendi cinselliği konusunda daha güvenli ve daha agresif erkekleri seçen kadınların nadiren vajinismus terapisine ihtiyaçları olur.

Bu kadınlar babalarının (veya abilerinin) beklenmedik biçimde odalarına girmesinden korkarlar. Kilide izin verilmediği için “kapıya” “barikat” kurarlar. Babalarını canları istediği zaman zorla içeriye girmeye hakları olduğunu düşünen biri olarak algılarlar. Korku ve tehdit altındaki kadın bu semptomla, erkeği uzakta tutmayı, bedeninin kontrolünü elinde bulundurmayı ve kendiliğinin bütünlüğünü devam ettirmeyi sağlamış olur. Dolayısıyla semptom barikatın sembolik bir ifadesidir.

Sonuçta eğilimi artıran bir çok faktör bir araya gelerek vajinismus semptomunu ortaya çıkarır ve devam ettirir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1- Erken yaştan itibaren erkeklerin (babanın) güvenilmez ve tehditkar kimseler olarak algılanması,

2- Kadınların (annenin) zayıf ve çaresiz, erkeklerin baskın olarak algılanması,

3- Cinsel ilişkinin kötü ve acı veren bir şey olduğu, fakat erkeklerin bunu istediği ve kadının da buna katlanması gerektiği şeklindeki inancın erken yaştan itibaren yerleşmesi,

4- Vücudun içine giren şeylerin acı verici ve bunların şiddet olarak algılanması,

Bu kadınların öfkelerini ifade edemedikleri; uyumlu ve kabul gereksinimi içinde oldukları, çeşitli korkularının bulunduğu, şiddet içerikli rüyalar gördükleri ve bunlara karşın çoğunun orgazmik olduğu görülmektedir.

Babalarının baskın ve tehditkar, annelerinin seksten hoşlanmayan, seksi görev gibi yapan kadınlar olduğu, anne-baba ilişkisinin de fiili şiddet, sık çatışma ile karekterize olduğu görülmektedir.

Vajinismuslu kadınların sıklıkla çeşitli fobileri olur veya olmuştur. Bu kadınlar annelerini, kendisini ve çocuklarını koruyamayacak kadar etkisiz, çaresiz ve bağımlı olarak değerlendirirler. Anneleri genellikle babalarının baskınlığına karşı mücadele vermiş fakat başarılı olamamıştır. İlişkide bulunmak bu tarzda algılanan zavallı anneyle özdeşleşmeyi ifade eder.Baba kız ilişkisinde ise aşırı koruyucu, sedüktif, sınırları belirsiz bir ilişki olduğu dikkati çekmektedir.

5- Korku ve öfkenin bastırılması ve süprese edilmesi; bunların ifade edilmesinin tolere edilemez olduğunun düşünülmesi. Duygusal ve fiziksel olarak açık olmanın tehdit edici ve güvenilmez olduğunun düşünülmesi.

6- İlk denemelerde acı yaşanması.

“Doç. Dr. Doğan Şahin “Sık Görülen İki Cinsel İşlev Bozukluğu: Vajinismus ve Erken Boşalmada Değerlendirme, Tanı ve Tedavileri adlı kitaptan alınmıştır.?