Anneler anne sütünden bihaber

Yeni doğum yapmış annelerin önemli bölümünün anne sütü ile beslenme konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı belirlendi. Yapılan araştırmalara göre bebeklerin doğumdan hemen sonra emzirilmesi gerekiyor, fakat anneler bu durumdan bihaber.

Yeni doğum yapmış annelerin, bebeğin beslenmesinde hayati rol oynayan anne sütü konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı bildirildiği. OMÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Dündar, Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Pediatri ve Yenidoğan Poliklinikleri’ne başvuran 0-24 aylık çocukların anne sütü ile beslenmeleri konusunu saptamak amacıyla bir araştırma yaptıklarını söyledi. Araştırmanın, annenin sosyo-demografik özellikleri, çocuğun emzirilme durumu ve ek besin alması gibi konuları kapsadığını belirten Dündar, 251 anne üzerinde yapılan araştırmanın ilginç sonuçlar ortaya koyduğunu kaydetti.

Araştırmaya alınan annelerin bebeklerinden 112’sinin kız, 139′unun erkek, 139 bebeğin 0-6 aylık, 112 bebeğin ise 7-24 ay arasında olduğunu, annelerin ise, 24-29 yaş grubunda ve 122’sinin ilkokul mezunu olduğunu belirten Dündar, şu bilgileri verdi:

”Araştırmada yeni doğum yapmış annelerin önemli bölümünün anne sütü ile beslenme konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları anlaşıldı. Bu annelerin 91′inin gebeliği sırasında ve doğum sonrası dönemde emzirme ile ilgili bilgi almadığı belirlendi. Bilgi alan annelerin ise edindikleri bilgileri, ebe-hemşire, hekim, akraba, arkadaş ve medya gibi çeşitli kaynaklardan öğrendikleri anlaşıldı.”

Dündar, söz konusu annelerin bebeklerinin 172’sinin doğumdan sonraki ilk bir saat içinde, 62’sinin bir saatten sonra emzirildiğinin anlaşıldığını, 17 bebeğin ise doğum sonrası hiç emzirilmediğini belirlediklerini ifade etti. Dündar, yapılan araştırmaya göre, anne sütü ile beslenme durumunun, Dünya Sağlık Örgütü önerilerinin ve Türkiye verilerinin oldukça gerisinde olduğunu gösterir nitelikte olduğunu da kaydetti.

Anne sütünün önemi

Yeni doğan bebekler için anne sütünün büyük önem taşıdığını belirten Dündar, bu konuda anne adaylarının mutlaka bilgili olması gerektiğini vurguladı. Anne sütünün çeşitli yararlarının bilinmesinin bebeklerin beslenmesi açısından önemine işaret edene Dündar, şunları kaydetti:

” Anne sütü bir kere enfeksiyonlara karşı koruyucu özellik taşımaktadır. Ayrıca bebeğin fizyolojik ve psikososyal gereksinimlerini ilk 4-6 ay tek başına karşılaması ve ekonomik olması gibi özellikleri nedeni ile de bebekler için en uygun besindir. İlk 4-6 ay bebeğe anne sütüne ek olarak su dahi verilmemesi, ek gıdaların ise 4-6 aydan sonra anne sütüyle birlikte bebek bir yaşına gelinceye kadar verilmesi önerilmektedir.”

Gelir düzeyi düşük, çevre sağlığı koşulları iyi olmayan toplumlarda anne sütünün başta ishal olmak üzere bulaşıcı hastalıklardan koruyucu etkisi olduğunu belirten Dündar, yeterli hayvansal kaynaklı protein sağlanamadığı durumlarda da bebeklerin bir yıldan daha uzun süre emzirilmesini önerdiklerini vurguladı.

Dündar, anne adaylarının bebek sahibi olmadan önce veya doğduktan sonra, anne sütü ve emzirme ile ilgili yeterli bilgi edinmelerinin sağlanmasını da istedi.

”Kalbinizi seviyorsanız fast-food yemeyin”

1. Kafkas Tıp Günleri Sempozyumu’nda konuşan İstanbul Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, sağlıklı beslenme alışkanlığı topluma kazandırıldığında önemli bir aşama kaydedileceğini söyledi.

İstanbul Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından Prof. Dr. Necdet Leloğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen 1. Kafkas Tıp Günleri Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de fast-food tüketiminin son 20 yılda ciddi şekilde artırdığını belirterek, ”fast-food tüketimi obeziteyi getirmektedir. Obezite de metabolik sendromla sonuçlanmaktadır” dedi.

”Kalbinizi seviyorsanız fast-food yemeyin” uyarısında bulunan Prof. Dr. Sönmez, şunları söyledi:

”Bana hiç ‘Doktor ben ne yemeyeyim’ diye soran yok. Topluma ‘doktor ben ne yemeyelim’i öğrettiğimiz gün çok yol almış olacağız. Olay sadece yememe sorunu değil. Hem yemeyeceksiniz, hem yürüyeceksiniz hem sağlıklı besleneceksiniz. Ayrıca fast-food tüketimi obeziteyi getirmektedir. Obezite metabolik sendromla sonuçlanmaktadır. Fast-food tüketimi son 20 yılda ülkemizdeki metabolik sendromu ciddi şekilde arttırmıştır. Daha çok televizyon seyretme, internet, sınırsız video oyunları obeziteyi arttırmaktadır. Fast-food üretimi yapan firmaların çocuklara yönelik reklamları yasaklanmalıdır.”

Obezite en önemli sağlık sorunu haline gelecek”

Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu öğretim üyesi Prof. Dr. Sebahat Gözüm, 2010 yılına kadar Avrupa bölgesinde 150 milyon kişinin obezite ile karşı karşıya kalacağının tahmin edildiğini belirterek, ”Obezitenin 20 yıl içinde dünyadaki en önemli sağlık sorunu olması beklenmektedir” dedi.

Prof. Dr. Gözüm, Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından, Prof. Dr. Necdet Leloğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen, 1. Kafkas Tıp Günleri Sempozyumu’nda ”Halk Sağlığı Boyutuyla Obeziteye Yaklaşım” konulu oturumda yaptığı konuşmada, obezitenin tehlikelerine dikkati çekti.

Obezitenin yaşam beklentisini kadınlarda ortalama 9, erkeklerde ise 12 yıl kısalttığı yönünde bilgi veren Prof. Dr. Gözüm, şunları söyledi:

”Obezite, 2010′da önlenebilir ölüm nedenleri arasında, sigara içiciliğini geçerek birinci neden olması beklenmektedir. Türkiye’de, Erişkinlerde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri çalışmasında, 30 yaşını aşkın Türk erkeklerinin dörtte birinde, kadınların ise yüzde 44.2’sinde, yani yarıya yakınında obezite tespit edilmiştir. Obezite özellikle kadınlarda yaşla birlikte artıyor. Türkiye Obezite Araştırma Derneği tarafından, 2000-2005 yılları arasında, İstanbul, Konya, Denizli, Gaziantep, Kastamonu ve Kırklareli’nde 20 yaş üstü 13 bin 878 bireyde yapılan Türkiye Obezite Profili çalışmasında ise vücut ağırlığı üzerinde olanların oranı, kadınlarda yüzde 34.5, erkeklerde yüzde 21.8 bulunmuştur.”

Ülkemizde çocukluk obezitesinin görülme sıklığının son 20 yılda yüzde 6-7′den yüzde 15-16′ya çıktığının bildirildiğini işaret eden Prof. Dr. Sebahat Gözüm, şöyle devam etti:
”Obezite, vücut sistemleri ve psikososyal durum üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden dolayı pek çok sağlık problemine neden olmaktadır. Obezite, giderek hem sağlık hem de sosyoekonomik olarak ciddi tehdit oluşturacak düzeye gelmiştir. Gelişmiş ülkelerdeki toplam sağlık hizmetleri tüketiminin yaklaşık yüzde 4-8′inin obeziteye bağlı olduğu ileri sürülmektedir. Günümüzde ise obezite epidemisinin dünyanın en önemli halk sağlığı mücadelelerinden birisi olduğu, eğilimin özellikle çocuklar ve yetişkinler için alarm düzeyine ulaştığı ve gelecek nesiller için daha çok sağlık yükü yarattığı bildirilmektedir. Türkiye Kalp ve Damar Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programı’nda da pek çok kronik hastalık için risk faktörü olan obezitenin önlenmesi için ulusal bir programın hazırlanması konusu yer almıştır. Obezite, yol açtığı zincirleme sağlık problemleri ve ekonomik maliyeti ile toplumlar için tehlike olmaya başlamıştır.”

Ağrılı Adet Görme: Dismenore

Tanım:

Adet kanaması esnasında ya da hemen öncesinde kasıklarda ortaya çıkan rahatsızlık ve kramp tarzında ağrılara dismenore ya da menstrüel kramp adı verilir. Dismenore primer (1.cil) ve sekonder (2.cil) olmak üzere iki şekilde incelenir.

Primer (birincil) dismenore :

Sıklıkla adet kanamasının başlangıcından sonraki ilk 1-2 yıl içinde ortaya çıkar ve kırklı yaşlara kadar sürebilir. Bazen kadınlarda ilk doğumdan sonra ağrılar hafifleyebilir. Ağrının nedeni rahimde ağrıya ve kasılmaya yol açan prostaglandin maddesinin yapımının artmasıdır.

Ağrı genellikle adet kanaması başlamadan 1-2 gün önce ortaya çıkar, adetin birinci gününde belirginleşir ve genellikle 2.günde sakinleşir. Ağrı karnın alt kısmında aralıklı gelen kramp şeklindedir. Ağrı bir bölgede toplanabileceği gibi sırta, bele, kasıklara ve vulvaya (idrar yapılan açıklık ve vajinal açıklık) da yayılabilir. Ağrıya bazen terleme, yorgunluk, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, baş dönmesi, baş ağrısı, baygınlık, kabızlık gibi belirtiler eşlik edebilir.

Neden sancılı adet görülür?

Sancılı adet görme aslında normal adet görme mekanizmasının önemli bir parçası olan uterus (rahim) kasılmalarının kadın tarafından ağrı şeklinde hissedilmesidir. Bu uterus kasılmalarının amacı uterus iç tabakasını atılarak yenilenmesi sırasında oluşan kanama miktarını en az seviyede tutmaktır. Kasılmalar esnasında uterusta bölgesel olarak prostaglandin adı verilen bazı maddeler salgılanır. Ağrıya yol açan bu prostaglandinlerin ya aşırı miktarda salgılanması ya da kadınlarda prostaglandinlere ağrı şeklinde aşırı duyarlılık oluştuğu kabul edilmektedir. Prostaglandin salgısı yumurtlama sonrasında oluşan bir olay olduğundan tipik olarak adet görmeden kısa süre önce başlayan adet bittikten sonra tümüyle kaybolan adet sancısı yumurtlama olduğuna dair belirtilerden biridir.

Sancılı adet görmenin nadir görülen nedenleri arasında serviks (rahim ağzı) girişi, kürtaj, enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak daralmış olması ve buna bağlı olarak adet kanının “zorlukla atılması” ve spiral kullanımı yer alır.

Ne gibi belirtiler verir?

Dismenore karnın alt bölgelerinde kramp benzeri ağrılar ve rahatsızlıklardır. Bu eşlik eden diğer belirtiler; Sırt ağrısı, baş ağrısı, bulantı, bacakların iç yüzünde hassasiyet olabilir. Dismenore ile birlikte adet öncesi gerginlik sendromu (PMS) de görülebilir ancak bu şart değildir. PMS genelde adet başlangıcından birkaç gün önce görülür. Dismenoreli kadınların yaklaşık %10-15′inde şikayetler normal günlük aktivitelerini kısıtlayacak kadar şiddetlidir.

Eğer ağrılar;
Normal zamanında gelen bir adet kanamasına eşlik etmiyorsa
Her zaman olduğundan çok daha şiddetli ise
2-3 günden daha uzun sürüyor ise
Her zaman olandan daha farklı ise
mutlaka bir hekim kontrolünden geçilmesi gerekir.

Sekonder (ikincil) dismenore:

Seconder (ikincil) dismenorede (ağrılı adet görme) altta yatan bir patolojik (hastalık yapan) durum mevcuttur. Bir kaç örnek verecek olursak doğuştan olan kızlık zarının kapalı olması, bazı vajinal (hazneye ait) veya rahime ait anormallikler veya daha sonradan ortaya çıkan bazı hastakıklar gibi… Doğuştan olan problemler daha nadir olduğundan, sıklıkla daha genç yaşlarda ortaya çıkar.

Sekonder dismenore nedenleri nelerdir?

1-Endometriozis
2-Yumurtalık kistleri veya tümörleri
3-Pelvik inflamatuar hastalık (PID)
4-Myomlar
5-Uterus polipleri
6-Rahim içi yapışıklıklar
7-Rahim içi araçlar
8-Rahim boynu darlıkları
9-Rahim tümörleri
10-İmperfore hymen (kızlık zarının adet görmeyecek şekilde tam kapalı olması)
11-Çift uterus veya uterusda septun bulunması
12-Enfeksiyonlar

Ne zaman jinekolojik değerlendirme gerekir?

Adet sancıları ağrı kesicilerle kontrol altına alınabiliyorsa ve başka bir jinekolojik belirti yoksa jinekolojik muayene gerekli değildir. Ancak adet sancıları çok şiddetli olup genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa ve/veya iş kaybına neden oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalı etkili bir tedavi uygulanmalıdır.

Jinekolojik değerlendirmenin çok önemli bir amacı vardır. Endometriozis (rahim iç tabakasının normal dışı bölgelerde bulunması), kronik enfeksiyon, yapışıklıklar, yumurtalık kistleri, uterus myomları ve diğer bazı jinekolojik hastalıklar kendilerine özgü belirtiler dışında aynen adet sancısı gibi belirtiler de verebilirler. Yapılan jinekolojik muayene bu durumların varlığını ortaya çıkarır ve böyle durumlarda tedavi tamamen farklı olur.

Nasıl tanı konulur?

Tanıda öncelikle hastanın öyküsü önem kazanır. cevaplanması gereken bir takım sorular vardır. Bunlar:
Ağrının ne zaman olduğu
Ağrıyı geçirmek için ne yapıldığı
Eşlik eden başka bir şikayetin olup olmadığı
Doğum kontrol haplarının ağrıyı azaltıp azaltmadığı
Gün geçtikçe ağrının şiddetlenip şiddetlenmediği ve
Ağrılar nedeni ile aktivitenin bozulup bozulmadığıdır.

Ağrıların primer ya da altta yatan başka bir patolojiye bağlı olup olmadığını anlamak maksadıyla detaylı bir muayene yapılmalıdır. Herhangi bir enfeksiyon ya da kist gibi bir patolojiyi ayırt etmek için kan ve idrar tetkikleri ile ultrason incelemesi çoğu zaman gerekli olmaktadır.

Primer dismenore tedavisi nasıl yapılır?

Dismenorenin (ağrılı adet görmenin) oluşmasını önlemek mümkün değildir. Ağrı doktorun size tavsiye edeceği ilaçları kullanarak hafifletilebilir. Yine;

Orta dereceli bölgesel sıcak uygulama iyi gelebilir. Bunun için sıcak banyo ya da ayaklara sıcak uygulama (sıcak bir havlu, termofor) önerilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta sıcak uygulama direkt karına yapılmamalıdır; çünkü karın içerisinde herhangi bir iltihabı reaksiyon varsa bu karın zarına yayılabilir ve oldukça tehlikelidir.

Her zaman iyi beslenme ve bunun adet kanaması sırasındada sürdürülmesi ağrıyı azaltama da etkilidir. Eğer kişide adet kanamasından önce baş ağrısı, karında şişlik,…vb problemler oluyorsa adetten 1 hafta önce tuz kısıtlanmasına gidilebilir. Yine doğal idrar yaptırıcı olan maydanoz, ıhlamur, kuşkonmaz gibi besinlerin bu dönemde alınması ödemi(vücutta su toplaması)ve ödemin neden olacağı rahatsızlığı giderir.

Yine diyette B vitamini ve Mg (magnezyum)’dan zengin besinlerin alınması bu dönemde oluşan rahatsızlıkları ve ağrıyı gidermede yardımcı olur.

B Vitamininden zengin yiyecekler:

Et, balık, karaciğer, kurubaklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, diğer sebzeler… Mg(magnezyum)’dan Zengin Yiyecekler:

Yağlı tohumlar(fındık, fıstık, susam…vb.), koyu yeşil yapraklı sebzeler, öğütülmemiş tahıllar(kepekli ekmek)

Ağrıyı gidermede kullanılan bir diğer yöntem düzenli egzersizdir. Kas tonüsünü güçlendirici egzersizler ve nefes egzersizleri dismeonoreyi kontrol eder. Menstrual problemleri önlemek ve kas tonusunu artırmak için yüzme önerilen bir egzersizdir. Bunun yanında kişinin ev ortamında yapacağı hafif egzersizlerde ağrıyı azaltmada yardımcıdır.

Masajda ağrıyı azaltmada etkili bir yöntemdir. Ağrıyan bölgenin altına yoğurma tarzında ritmik masaj uygulanırsa ağrının algılanması azaltılabilir.

Düzenli uyku,gerginliği azaltacağından ağrıyı kontrol etmede kullanılır.

Kişinin kadın olmaya ve adet görmeye ilişkin pozitif tavır takınmasında ağrıyı oluşturabilecek psikolojik etkenleri giderir.

Psikolojik faktörler primer (1.cil) dismenorenin nedenlerinden biri olarak kabul edilir. Bu yüzden cinsiyete ilişkin olumlu duyguların sergilenmesi ağrının azaltılması için önemlidir.

Sekonder dismenore tedavisi nasıldır?

Nedene yol açan hastalıklar gerekli tıbbi ve cerrahi tedavi ile düzeltilir ve tedavi sonunda ağrı azalır veya kaybolur.

Nasıl önlem alınmalıdır?

Dismenore alınacak bazı basit önlemler ile bir miktar engellenebilir. Örneğin adet kanaması öncesinde ve esnasında kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeren gıdalardan uzak durulması, karın bölgesine masaj yapılması, uzun süre ayakta durmaktan ya da yürüyüş yapmaktan kaçınılması şikayetler üzerinde olumlu etki yaratır. Aşırı yorgun, sinirli kişilerde adet sancısı daha fazla görülür. Bu nedenle kanama esnasında dinlenmek son derece önemlidir. Yine kabızlığı olanlar bu sancıları daha şiddetli yaşarlar. Lifli gıdaların bol tüketilmesi kabızlığı önler. Bol miktarda su içilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol tüketilmemesi gibi basit ve kısa süreli önlemler ile sancılı adet kanamaları biraz daha rahat geçirilebilir.

Ağrılı cinsel ilişki: Disparoni

Cinsel ilişki esnasında kadının geçici bir zaman için ya da sürekli olarak ağrı duyması durumudur. Cinsel tatminin önünde çok büyük bir engeldir.Kadınların yaklaşık %15′i bu rahatsızlığı zaman zaman yaşar, %1-2 kadında ise sürekli bir disparonia durumu söz konusudur. Cinsel yönden aktif hemen her yaştaki kadını etkileyebilir. Disparonide etkilenen organlar vajinal kaslar, hymen, bazı durumlarda rahim ve beyindir.

Cinsel aktivite esnasında ya da öncesinde genital bölgede yaşanan ağrı olarak tanımlanır. Bu ağrı zaman zaman ilişki sonrasında da görülebilir. Ağrının şiddeti ilişkiden ilişkiye ya da pozisyona göre değişkenlik gösterebilir.

Yüzeyel ve derin disparonia olarak 2 ana başlık altında incelenir. Yüzeyel ya da eksternal disparonia da ilişki esnasında sürtünmeye bağlı olarak yanma ya da kuruluk hissi bulunur. Yetersiz ıslanma sonucu ortaya çıkar. Önsevişmenin uzun tutulması yolu ile doğal kayganlığın sağlanması ya da bazı kayganlaştırıcı jellerin kullanılması sorunu giderebilir.Yüzeyel disparoniye bazı enfeksiyonlar (özellikle mantar) neden olabilir. Bu yüzden detaylı bir jinekolojik muayene gerekir.

Derin disparonia ise ilişkinin kuvvetli anlarında derin penetrasyon esnasında duyulan ağrıdır. Bu ağrıya derin penetrasyon esnasında basınca duyarlı olan iç organların normal cevabı neden olabilir. Bu durumda derin penetrasyondan kaçınılmalıdır. Kadının derin penetrasyonu kontrol edebildiği cinsel birleşme pozisyonları bu sorunun giderilmesine yardımcı olabilir. Eğer sorun ısrarcı ise jinekoloji konsültasyonu faydalı olabilir. Bu gibi durumlarda altta yatan neden bir enfeksiyon ya da endometriozis olabilir.

Nedenleri

Bunlar fiziksel ya da psikolojik kökenli olabilir.

Fiziksel nedenler:

Genital organlarda enfeksiyon
Geçirilmiş operasyon ya da radyoterapi gibi nedenlere bağlı nedbe dokusu
Epizyotomi nedbesi
Myom ya da diğer rahim tümörleri
Endometriozis
Normalden daha kalın kızlık zarı
Ürethrada (mesanenin vajinaya açılan kısmı) zedelenme
Yetersiz kayganlık
Menopoz sonrası olduğu gibi hormon yetersizliğine bağlı vajinal kuruluk
Psikolojik nedenler

Gebe Kalma korkusu
Gebelik esnasında bebeğe fiziksel zarar gelebileceği korkusu
Yetersiz önsevişme neticesinde
Cinsel tecrübe ve bilginin yetersiz olması
Daha önceden geçirilmiş seksüel yaralanma ya za psikolojik travma
Partnere karşı geçici isteksizlik
Olarak sayılabilir. Ayrıca stress, yeni geçirilmiş ya da henüz devam eden hastalık hali, yorgunluk gibi durumlar riski arttırabilir.

Tedavi

Disparonia tedavi edilmediği taktirde kişisel ilişkilere zarar veren, cinsel deneyimlerden keyif almayı engelleyen ve uzun dönemde kişinin kendine olan saygısını zedeleyen bir durumdur. Tedavide asıl amaç altta yatan fiziksel veya psikolojik nedenleri gün ışığına çıkarmak ve bu faktörleri ortadan kaldırmaktır.

Tedavi amaçlı günde 3-4 defa tekrarlanan 10-15 dakikalık ılık oturma banyoları hassasiyeti ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Cinsel ilişki esnasında allerji yapmayan bebe yağı gibi kayganlaştırıcılar kullanılabilir. Hekim kontrolü altında vajinayı genişletmeye yönelik egzersizler ya da cerrahi girişimler yapılabilir. Disparoninin tedavisinde en etkili yönemlerden biriside değişik birleşme pozisyonları deneyerek en az ağı verenini bulmaya çalışmaktır.

Ağrılı cinsel ilişki ya da tıbbi terminolojideki adıyla dispronia jinekoloğa başvuran kadınlar arasında oldukça yaygın bir yakınmadır. Pek çok kadın dönem dönem bu tür şikayetler yaşar buna karşın bazı kadınlar sürekli hemen her ilişkide bu durumla karşı karşıya kalırlar. Dispronia çoğu zaman nedeni saptanabilen ve kolaylıkla tedavi edilebilen bir durumdur.

Üç ana tür dispronia vardır. Bunlardan en nadir görüleni ilişki ya da orgazmdan hemen sonra ortaya çıkan türüdür. Bu durum orgazm sırasında rahimde görülen kasılmalara bağlı olabilir. İlişki öncesinde ağrı kesici alınması sorunu çözer. Bu tür ağrının bir diğer nedeni ise meniye karşı olan alerjidir ve çok nadir olarak görülür. Erkek boşaldığında vajina ve dış genital organlarda şidetli bir yanma ve kızarıklık ortaya çıkar. Literatürde bu tür bir alerji nedeni ile şok ortaya çıkan çok az sayıda kadın bulunmaktadır. Mantar enfeksiyonu başta olmak üzere bazı vajinal enfeksiyonlar da irritasyona bağlı olarak bu tür yakınmalara neden olabilirler.

Penisin vajinaya penetrasyonu ya da dış bölgeye teması sırasında ortaya çıkan ağrı birkaç tıbbi probleme bağlı olarak görülebilir. Örneğin genital herpes enfeksiyonları (uçuk) dokunmaya oldukça duyarlı lezyonlara yol açarlar. Genital temizlik sırasında vajinada oluşan kesikler ya da sıyrıklar da ilişkinin başlangıcında ağrı yaşanmasının altında yatan sebep olabilir. Bazı kadınlarda kızlık zarı kalıntıları da bu tablonun nednei olabilmektedir. Mantar başta olmak üzere vajinal enfeksiyonlar ya da liken skleroz gibi dermatolojik hastalıklar dokunmaya karşı hassasiyet yaratırlar. Özellikle yaz aylarında görülen alerjik reaksiyonları da unutmmak gerekir. İlişki öncesi yeterli vajinal kayganlığın oluşmaması ağrılı cinsel ilişkinin bir başka nedenidir. Penetrasyon sırasında ağrıya neden olabien bir başka durum da vajinismustur. Kadın istem dışı olarak kendini kastığında doğal olarak ağrı duyar.

En sık karşılaşılan disparonia türü derin penetrasyon yani ilişki süresince duyulan ağrıdır. Pek çok durum bu tür ağrıya neden olabilir. Örneğin doğumdan sonra ortaya çıkan tablo rahimdeki sarkmaya bağlı olabilir. Rahim sarkmasının en önemli ve belki de tek nedeni normal doğumdur. Benzer şekilde mesanede sarkma ya da epiyotomi kesisine bağlı nedbe dokusu da disparoniaya neden olabilmektedir. Nadiren karın içerisindeki yapışıklıklar, yumurtalık kistleri ve büyük myomlar da altta yatan neden olabilir. Endometriozis de ağrılı cinsel ilişkinin önemli bir nedenidir. İrritabl kolon sendromu adı verilen barsak hastalığı durumunda, ilişki sırasında rahimin barsaklar ile temas etmesi ağrı duyulmasına yol açabilir. Derin penetrasyon sırasında ortaya çıkan ağrının nedeninin saptanması her zaman çok kolay olmayabilir hatta bazı durumlarda tanıya ulaşabilmek için laparoskopi yapılması dahi gerekebilir. Bu tür disparonianın en önemli ve ihmal edilmemesi gereken nedenlerinden biri de pelvik enfeksiyonlardır.

Görüldüğü gibi pekçok durum ağrılı cinsel ilişkiye yol açabilmektedir. Yaygın kanının aksine psikolojik nedenler oldukça nadirdir ve genellikle altta yatan tıbbi bir sorun mevcuttur. Bu nedenle disparonia sorunu yaşayan kadınlar mutlaka jinekologlarına baş vurmalıdırlar. Kısa bir araştırma ve işbirliği ile neden ortaya konabilir ve sorun çözülebilir.

Özetleyecek olursak disparonia nedenleri şunlardır:

Orgazm
Semen alerjisi
Mantar enfeksiyoları
Vajinal enfeksiyonlar
Alerjik reaksiyonlar
Cilt hastalıkları
Genital uçuklar
Travma ve tahrişler
Kalın kızlık zarı kalıntıları
Vajinal kuruluk
Vajinismus
Pelvik enfeksiyonlar
Epizyo nedbesi
Rahim ve idrar kesesinde sarkma
Karın içi yapışıklıklar
Yumurtalık kistleri
Myomlar
Barsak hastalıkları
Endometriozis

Meyvelerin Faydaları


Uzmanlar, en sevilen meyveler arasında yer alan armudun sağlık için çok yararlı olduğunu açıkladı. Armudun yararları şunlar:

* Böbreklerinizin düzenli çalışmasını sağlar.

* İdrarı bollaştırır.

* Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder.

* Yüksek tansiyonu düşürür.

* Kanı temizler. Salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar.

* Kansızlığı giderir.

* Kabızlığı önler.

* Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu ortadan kaldırır.

* Susuzluğu keser.

* Hamilelerin kusmalarını azaltır.

* Hazımsızlığı giderir.

* Romatizmada faydalıdır.

* Midesi hassas olanlara armut kompostosu içmeleri, özellikle tavsiye edilmektedir.

Psikolojik İlk Yardım

Herhangi bir kaza, ani hastalık veya afet durumunun kişilerin üzerinde yarattığı olumsuz etkileri en aza indirgemek ve onların güçlüklerle baş edebilme ve normal yaşamlarını sürdürülebilmelerini sağlamak için; bireylerin, ailelerin ve toplumun psikolojik ve sosyal anlamda güçlendirilmesini amaçlayan müdahalelerdir.

• Her şeyden önce empati kurun.
• Hasta/yaralıya kendinizi tanıtın ve ilk yardım uygulamaları için izin alın.
• Hasta/yaralı ile göz teması kurun ve yumuşak ve sıcak bir konuşma yapın.
• Hasta/yaralıya duygusal destek verin.
• Hasta/yaralıya önyargılı olmadan arkadaşça yaklaşın.
• Hasta/yaralıya dikkatli bir şekilde olayın ne olduğunu ve ne olacağını açıklayın.
• Ondan işbirliği desteği isteyin.
• Hasta/yaralıyı dinleyin ve sempatik olun.
• Eğer gerekliyse pratik bilgilerle yardım desteği verin.
• Hasta/yaralıya sağlık görevlileri olay yerine gelinceye kadar ağızdan yiyecek yada içecek vermeyin.

İlk Yardım

GENEL BİLGİLER

İlk Yardım Nedir?

Herhangi bir kaza yada yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin tıbbi yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır.

İlk Yardımcı Kimdir?

İlk yardımın tanımında belirtilen amaç doğrultusunda, hasta/yaralıya tıbbi araç ve gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle , sağlık ekibi gelinceye kadar, ilaçsız uygulamaları yapan, konuyla ilgili eğitim sonunda ilk yardımcı sertifikası almış kişiyi tanımlar.

İlk Yardımın Öncelikli Amaçları Nelerdir?

Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak,
Hasta/yaralının durumunun kötüleşmesini engellemek,
İyileştirmeyi kolaylaştırmak ilk yardımın öncelikli amaçlarıdır.

İlk Yardım Temel Uygulamaları Nelerdir?

Koruma

Olay yerinde olası tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır.

Kazaya uğrayan araç mümkünse güvenli bir alana alınmalıdır.
Olay yeri görünebilir biçimde işaretlenmelidir.
Meraklı kişiler olay yerinden uzaklaştırılmalıdır.
Kazaya uğrayan aracın kontak anahtarı kapatılmalıdır.
Sigara içilmemelidir ve içilmesine izin verilmemelidir.
Gaz varlığı söz konusu ise; zehirlenmelerin önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.
Gaz tüpünün vanası kapatılmalıdır, ortam havalandırılmalıdır.
Kıvılcım oluşturacak ışıklandırma veya çağrı araçlarını kullanımına izin verilmemelidir.
Hasta/yaralılar yerlerinden kımıldatılmamalıdır.
Hasta/yaralılar yaşam bulguları yönünden değerlendirilmelidir.
Kanamalı durumlarda mutlaka Hepatit B, C, HIV/AİDS gibi hastalıklara karşı korunmak için eldiven giyilmelidir.

Bildirme

En hızlı şekilde gerekli yardım kuruluşlarına ( 112 ) haber verilmesidir.112 arandığında kesin yer ve adres, kim, hangi numaradan arıyor, olayın tanımı, hasta ya da yaralı sayısı, durumu, nasıl bir yardım aldıkları açıklanmalıdır.

Kurtarma

Olay yerinde hasta yaralılara müdahale; hızlı ancak sakin ve bilinçli bir şekilde yapılmalıdır. Hasta/yaralının durumunun değerlendirilmesine bağlı olarak ilk yardım yapılmalıdır.Eğer ilk yardım bilinmiyorsa asla hasta/yaralıya dokunulmamalı ve kımıldatılmamalıdır.

İlk yardımcının müdahalede yapması gerekenler;

• Hasta/yaralının durumunu değerlendirmek ( solunumunu ),
• Hasta/yaralının korku ve endişelerini gidermek,
• Hasta/yaralıya müdahalede yardımcı olacak kişileri organize etmek,
• Hasta/yaralının durumunun ağırlaşmasını engellemek için gerekli müdahalede bulunmak,
• Kanama, kırık, çıkık ve burkulma vb. durumlarda yerinde müdahale etmek.
• Hasta/yaralının yarasını görmesine izin vermemek,
• Hasta/yaralıları hareket ettirmeden müdahale yapmak,
• Hasta/yaralıların en uygun yöntemlerle en yakın sağlık kuruluşuna sevkini sağlamak ( 112 ),
• Ancak herhangi bir tehlike yok ise hasta ya da yaralı yerinden kımıldatılmamalıdır.

Solunum Yolu Tıkanıklıkları

Solunum yolunun, solunumu gerçekleştirmesi için gerekli havanın geçmesine engel olacak şekilde tıkanmasıdır.

Kısmi Tıkanma

Az da olsa, bir miktar hava geçişinin olduğu duruma kısmi tıkanma denir.
Kişi öksürür, nefes alabilir, konuşabilir. İlk yardım olarak kişiye dokunulmaz ve öksürmeye teşvik edilir.

Tam Tıkanma

Hava girişinin tamamen engellendiği duruma ise tam tıkanma denir.
Kişi nefes alamaz, acı çeker gibi ellerini boynuna götürür, konuşamaz, rengi morarmıştır.
İlk yardım olarak Heimlich Manevrası yapılır.

Yetişkin ve Çocuklarda Heimlich Manevrası

• Hasta ayakta ya da oturur pozisyonda olabilir.
• Bilinci kontrol edilir.
• Sırtına iki kürek kemiği arasına 5 – 7 kez vurulur.
• Cismin çıkıp – çıkmadığı ağız içerisinden kontrol edilir.
• Çıkmadıysa, arkadan sarılarak gövdesi kavranır.
• Bir el yumruk yapılarak, baş parmak çıkıntısı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde konur. Diğer el ile yumruk yapılan el kavranır.
• Kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır.Bu hareket 5 – 7 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar tekrarlanılır.

Bilinç Bozukluklarında İlk Yardım

Kişi bayıldı ise;

Etraftaki meraklılar uzaklaştırılır
Hasta/yaralı sırt üstü yatırılır ve ayakları 30 cm yukarı kaldırılır
Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve korunur
Sıkan giysiler gevşetilir
Kusma varsa yan pozisyonda tutulur

Bilinci kapalı ise;

Olay yeri güvenliği sağlanır
Hasta/yaralının yaşam bulguları değerlendirilir
Hasta/yaralının bilinci kontrol edilir
Solunum yolu açıklığı sağlanır
Koma pozisyonu verilir
112 Aranır
Hasta/yaralı sağlık ekipleri gelene kadar yalnız bırakılmaz

Şok durumunda ise;

Hasta/yaralının endişe ve korkuları giderilir.
Mümkün olduğunca temiz hava soluması sağlanır.
Hava yolunun açıklığı sağlanır.
Kanama varsa hemen durdurulur.
Şok pozisyonu verilir.
Hasta/yaralı sıcak tutulur.
Gereksiz yere hasta/yaralı hareket ettirilmez.
112 aranır.

Kanamalar

Damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına ( vücut içine ya da dışına ) çıkmasına kanama denir.

Dış Kanamalarda İlk Yardım

Yara üzerine direkt baskı yapılır,
Kanama durmazsa ikinci bir bez konarak basınç arttırılır,
Gerekirse bandaj ile sarılarak kanlanmış bezler kaldırılmadan basınç arttırılır,
Kanayan bölgeye en yakın basınç noktasına bası uygulanır,
Kanayan bölge yukarı kaldırılır,
Kanama kol veya bacaklardaysa ve kırık şüphesi yoksa, kanama bölgesini kalp hizasından yukarıda tutulur,
Şok pozisyonu verilir,
Sık sık yaşam bulguları kontrol edilir ( 2-3 dk. arayla ).

İç Kanamalarda İlk Yardım

Hasta/yaralının bilinci ve solunumu değerlendirilir.
Üzeri örtülerek ayakları 30 cm. kaldırılır.
Asla ağızdan yiyecek içecek VERİLMEZ.
Kapalı kırık varsa, kan damarlarının yaralanmasını önlemek ve bir iç kanamaya sebep olmamak için hasta ya da yaralının hareketsiz kalması sağlanır.
Hasta/yaralının Şok Pozisyonunda, yaşamsal değişimleri izlenir.
112 aranarak tıbbi yardım istenir

Burun Kanamasında İlk Yardım

Öncelikle sakin olunmalıdır.
Hemen baş öne doğru eğilir. Mümkünse oturtulur.
Burun kanatlarını sıkıştırarak iki parmakla sıkılır.
Bu işlem yaklaşık 5 dakika kadar devam edilir.
Kanamanın durmaması halinde hasta ya da yaralının en yakın sağlık kuruluşuna götürülmesi gerekir.

Kulak Kanamasında İlk Yardım

Hafifse temiz bir bezle temizlenir.
Ciddi ise;
Kulak tıkanmadan gazlı bezle kapatılır.
Hasta/yaralının hareketsiz olarak, kanayan kulak üzerine yan yatması sağlanır.
Tıbbi yardım sağlanır.
Unutulmamalıdır ki, kulak kanaması olası bir beyin kanamasının habercisi olabilir.

Yanıklar

Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır.

BELİRTİLER

1.Derece yanıklar:

Alt deride ve derinin yüzeyinde, kızarıklık , (pembe, kırmızı arası renk) şeklinde görülen doku hasarı vardır.
Ağrı vericidir.
Yanık bölgede ödem, hafif şişlik vardır.
Genelde 48 saatlik süreç içinde iyileşir.

2.Derece yanıklar:
Derinin 1. ve 2. tabakasını etkiler.
En bariz özelliği deride içi su dolu kabarcıklar ( bül ) oluşmasıdır.
Derinin kendini yenilemesiyle kendiliğinden iyileşir.
Çok ağrılıdır.

3.Derece yanıklar:

Derinin tüm tabakaları etkilenir.
Kaslar, sinirler, damarlar üzerinde etkilidir.
Beyaz kuru yaradan, siyah renge kadar aşamaları vardır.
Ağrısızdır, çünkü bütün sinirler zarar görmüştür.

Yanığın Vücutta Olumsuz Etkileri Nelerdir?

Derinliğine, yaygınlığına ve oluştuğu bölgeye bağlı olarak, organ ve sistemlerde işleyiş bozukluğuna yol açar.
Ağrı ve sıvı kaybına bağlı olarak şok meydana gelir.
Hasta/yaralının kendi vücudunda bulunan mikrop ve toksinlerle enfeksiyon riski oluşur.

Isı ile oluşan yanıkta ilk yardım
Kişi hala yanıyorsa, paniğe engel olunur, koşması engellenir .
Hasta/yaralının battaniye vb. ile üzeri kapatılır ve yuvarlanması sağlanır.
AB’si değerlendirilir.
En az 20 dakika, soğuk su altında tutulur.
Ödem oluşabileceğinden yüzük, bilezik vb. çıkarılır.
Giysiler çıkarılır.
Deri sabunlu su ile dikkatle temizlenir.
Su toplayan yerler patlatılmaz.
Yanık bölgelere birlikte bandaj yapılmaz.
Yanık üzeri temiz bezle örtülür, yanık üzerine hiçbir madde sürülmez.
Hasta/yaralı battaniye ile örtülür.
Yanık geniş ve sağlık kurumu uzaksa, kusma yoksa, bilinci açıksa hasta/yaralıya ağızdan sıvı verilerek sıvı kaybı engellenir.(1 lt. su + 1 çay kaşığı karbonat + 1 çay kaşığı tuz )
Tıbbi yardım istenir( 112 )

Kimyasal Yanıklarda İlk Yardım

Deriyle temas eden kimyasal maddenin en kısa sürede deriyle teması kesilmelidir.
Giysiler çıkarılmalıdır.
Bölge bol, tazyiksiz suyla , en az 20-25 dk. yumuşakça yıkanmalıdır.
Daha sonra Hasta/yaralı battaniye vb. ile örtülmelidir.
Tıbbi yardım sağlanmalıdır.

Elektrik Yanıklarında İlk Yardım

Soğukkanlı ve sakin olunmalıdır.
Hasta/yaralıya dokunmadan önce elektrik akımı kesilmelidir.
Akımı kesme imkanı yoksa yalıtkan bir maddeyle kişinin elektrikle teması kesilmelidir.
Hasta/yaralının AB’ si değerlendirilmelidir.
Hasta/yaralı kımıldatılmamalıdır.
Hasar gören bölge örtülmelidir.
Tıbbi yardım istenmelidir.

Sıcak Çarpmasında İlk Yardım

Hasta serin ve havadar bir yere alınır.
Giysiler çıkarılır.
Sırt üstü yatırılarak, kol ve bacaklar yükseltilir.
Bulantı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için su, tuz, karbonatla hazırlanan sıvı ya da soda içirilir.

Donmalar

Aşırı soğuk nedeni ile soğuğa maruz kalan bölgeye yeterince kan gitmemesi ve dokularda kanın pıhtılaşması ile dokuda hasar oluşmasıdır.

BELİRTİLER

Birinci derece:

En hafif şeklidir.

• Deride solukluk, soğukluk hissi
• Uyuşukluk, halsizlik
• Daha sonra kızarıklık ve karıncalanma hissi

İkinci derece:

• Zarar gören bölgede gerginlik hissi,
• Ödem, şişkinlik, ağrı, içi su dolu kabarcıklar,
• Su toplanması iyileşirken, siyah kabuklara dönüşür.

Üçüncü derece:

Dokuların geriye dönülmez biçimde hasara uğramasıdır. Canlı ve sağlıklı deriden kesin hatları ile ayrılan siyah bir bölge oluşur.

Donmalarda İlk Yardım

• Hasta/yaralı ılık bir ortama alınarak soğukla teması kesilir.
• Donmaya maruz kalan kişi sakinleştirilir.
• Kesin istirahat ettirilir hareket ettirilmez.
• Kuru giysiler giydirilir.
• Bilinci açık ise sıcak, şekerli içecekler verilir
• Su toplamış bölgeler asla patlatılmaz, üstü örtülür.
• Donuk bölge asla ovulmaz, kendiliğinden ısınması / çözünmesi sağlanır.
• El ve ayaklar doğal pozisyonda tutulur.
• Hala halsizlik varsa bezle bandaj yapılır.
• Tıbbi yardım istenir.

Kırıklar

Kırık nedir?

Kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Kırıklar, darbe sonucu ya da kendiliğinden oluşur.

Kırık çeşitleri

• Kapalı kırık: Kemik bütünlüğü bozulmuştur. Ancak deri sağlamdır.
• Açık kırık: Deri bütünlüğü bozulmuştur. Kemik uçları dışarı çıkabilir, beraberinde kanama ve enfeksiyon riski taşırlar.
• Parçalı kırık: Kemik birden fazla yerden kırılmıştır.

Kırık belirtileri nelerdir?

• Bölgenin hareket edilmesi ile artan yoğun ağrı,
• Şekil bozukluğu ( Diğer sağlam organ ile karşılaştırılır ),
• Bölgede ödem ve kanama sonucu morarma,
• İşlev kaybı,
• Hareketlerde kısıtlama,
• Şişlik.

Kırığın Yol Açabileceği Olumsuz Durumlar

• Kırık yakınındaki damar, sinir, kaslarda yaralanma ve sıkışma. ( Kırık bölgede nabız alınamaması, soğukluk, solukluk, aşırı hassasiyet )
• Parçalı kırıklarda kanamaya bağlı şok.
• Açık kırıklarda enfeksiyon riski görülebilir.

Kırıklarda ilk yardım

• Yaşamı tehdit eden başka yaralanma varsa ona öncelik verilmelidir.
• Hasta/yaralı hareket ettirilmemelidir.
• Ani hareketlerden kaçınılmalı, kırık yerine konulmaya çalışılmamalıdır.
• Kırık kolda ise; ödem oluşacağından yüzük, saat vb. eşyalar çıkartılmalıdır.
• Kırık olan bölgede hareketi önlemek gerekmektedir.
• Açık kırık varsa; tespitten önce yara üzeri temiz bir bezle kapatılmalıdır.
• Kırık olan bölge, bir üst ve bir alt eklemi de içine alacak şekilde karton, tahta vb. sert cisimle tespit edilmelidir.
• Tespit edilen bölge yukarıda tutularak dinlenmeye alınmalıdır.
• Kırık bölgede sık aralıklarla nabız, derinin rengi kontrol edilmelidir.
• Hasta sıcak tutulmalıdır.
• Tıbbi yardım sağlanmalıdır.
• Kırık olan bölgenin hareket ettirilmesine izin verilmemelidir.

Burkulmalar

Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır.

Burkulmada ilk yardım

• Sıkıştırıcı bir bandajla burkulan eklem dolaşımı engellemeyecek şekilde tespit edilir.
• Şişliği azaltmak için bölge yukarı kaldırılır.
• Soğuk uygulama yapılır.
• Hareket ettirilmez.
• Uzun süre geçmiyorsa, tıbbi yardım sağlanır.

Çıkıklar

Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır.

Çıkıkta İlk Yardım

• Eklem bulunduğu şekilde tespit edilir.
• Çıkık yerine asla oturtulmaya çalışılmaz!!
• Hasta/yaralıya ağızdan hiçbir şey verilmez.
• Bölgede; nabız, deri rengi, ısı kontrol edilir.
• Tıbbi yardım sağlanır.

Hayvan Isırıkları ve Böcek Sokmaları

Hayvan ısırmaları neden önemlidir?

Kedi köpek vb. hayvanların dişleri sivri ve keskindir. Ağızlarında ise daima mikrop vardır. Isırmaları halinde derindeki dokulara kadar mikropların ulaşmasını sağlarlar. Ayrıca birden fazla ısırmalarında ciddi yaralanmalara yol açabilirler.

Kedi – köpek ısırmalarında ilk yardım

• HAFİF YARALANMALARDA; yara 5 dakika süreyle sabun ve soğuk suyla yıkanmalıdır.
• Yaranın üzeri temiz bir bezle kapatılmalıdır.
• CİDDİ YARALANMA VE KANAMA VARSA; yaraya temiz bir bezle basınç uygulanarak kanama durdurulmalıdır.
• Derhal tıbbi yardım sağlanmalı ( 112 ) ve hasta kuduz aşısı için uyarılmalıdır.

Arı sokmasında ilk yardım

• Yaralı bölge yıkanır.
• Derinin üzerinden arının iğnesi görünüyorsa çıkarılır.
• Soğuk uygulama yapılır ( soğuk su ). Amonyak vb. kullanılmamalıdır.
• Eğer ağızdan sokmuşsa, solunumu güçleştiriyorsa buz emmesi sağlanır.
• Ağız içi sokmalarında ve alerji hikayesi olanlar için tıbbi yardım istenir.

Akrep sokmasında ilk yardım

• Sokmanın olduğu bölge hareket ettirilmez!
• Yatar pozisyonda tutulur,
• Yaraya soğuk uygulama yapılır,
• Kan dolaşımını engellemeyecek şekilde bandaj uygulanır,
• Turnike uygulanmaz !!!
• Yara üzerine hiçbir girişim yapılmaz ( kesilmez, emilmez vb.).

Yılan sokma / ısırmalarında ilk yardım

• Hasta sakinleştirilip, dinlenmesi sağlanır.
• Yara su ile yıkanır.
• Yaraya yakın bölgedeki baskı yapabilecek eşyalar çıkarılır ( yüzük, bilezik, saat vb.).
• Yaraya soğuk uygulama yapılır.
• Yaralanan bölgeye dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj yapılır.
• Turnike uygulanmaz.
• Yaralı mümkün olduğunca hareket ettirilmez.
• Yara üzerine hiçbir müdahale yapılmaz. ( Kesmek, emmek vb. )
• Yaşam bulguları izlenir.
• Tıbbi yardım istenir.

Deniz canlıları sokmasında ilk yardım

• Kişi hareket ettirilmez.
• Etkilenen bölge ovulmamalıdır.
• Batan diken varsa ve görünüyorsa, çıkarılır.
• Bu hayvanların enzimleri sıcağa
• karşı dayanıksızdır. Sıcak uygulama yapılır.
• Sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.

Yaralanmalar

Yara Nedir ?

Yaralanmalar hayatımızda en çok karşılaştığımız durumlardır.

Yara Çeşitleri

Kesik Yara: Cam Bıçak gibi kesici aletlerle olan yaralardır.
Ezik Yara: Taş , sopa , yumruk gibi sert bir cismin çarpması sonucu olan yaralardır.
Delici Yara: Uzun ve sivri aletlerle olan yaralardır.
Enfekte Yara: Derin ve kirli yaralar, ısırma , sokma sonucu olan yaralardır.

Yaraların ortak belirtileri

• Ağrı
• Kanama
• Yara kenarlarının ayrılmasıdır.

Yaralanmalarda İlk yardım

• Kanama varsa durdurulur.
• Batan cisim varsa çıkarılmaz
• Yaralının sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır.
• Yaralı tetanozdan korunmak için uyarılır.
• Delici göğüs yaralanmalarında yaralının bilinci yerindeyse yarı oturur şekilde oturtularak sırtı desteklenir ve ayakları 30 cm yükseltilerek şok pozisyonu verilir ve 112 acil servis aranır.
• Delici karın yaralanmalarında hasta sırt üstü yatırılır ve 112 acil servis aranır.

Zehirlenmeler

Zehirlenme nedir?

Vücuda toksik maddenin girmesi sonucu normal fonksiyonların bozulmasıdır.
Normalde yaşamsal fonksiyonlarına zarar verebileceğinden vücuda giren her türlü madde toksik sayılmalıdır.

Zehirlenmelerde hangi sistemler etkilenir?

1-Sindirim yolu ile: Ev veya bahçede kullanılan kimyasal maddeler, zehirli mantarlar, bozuk besinler, aşırı ilaç ve alkol alınmasıdır.

2-Solunum yolu ile: Genellikle karbon monoksit gazı ( tüp kaçakları, şofben, sobalar ) lağım çukurunda biriken karbondioksit, klor, yapıştırıcılar, boyalar, ev temizleyicileri vb..

3-Cilt yolu ile:
Zehirli madde vücuda deri yoluyla girer.
İlaç enjeksiyonu, zehirli bitkilere temas, zirai ilaçlar, zehirli hayvanların ısırması ve sokması sonucu oluşur.

BELİRTİLER

Sindirim Sistemi:
Bulantı, karın ağrısı, kusma, ishal.
Sinir Sistemi:
Rahatsızlık hissi, hareketlerde uyumsuzluk, havale, bilinç kaybı.
Solunum Sistemi:
Nefes darlığı, morarma, solunum durması.
Dolaşım Sistemi:
Nabız bozukluğu, kalp durması

Sindirim yolu ile zehirlenmede ilk yardım

Bilinç kontrolü yapılmalıdır.
Sadece ağız zehirli maddeyle temas etmişse su ile çalkalanmalıdır.
El ile temas etmişse el sabunlu su ile yıkanır.
Yaşam bulguları değerlendirilir.
Kusma, bulantı, ishal vb. belirtiler değerlendirilir.
Özellikle yakıcı maddenin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmaz!
Bilinç kaybı varsa koma pozisyonu verilir.
Üstü örtülür.
112 aranılır.
Olayla ilgili bilgiler toplanarak kaydedilir. ( Zehirli maddenin türü, ilaç ya da uyuşturucu alıyor mu, hastanın bulunduğu saat,evde ne tür ilaçlar var )

Solunum yoluyla zehirlenmelerde ilk yardım

Olay yeri güvenliği sağlanır ( Cam, kapı vb. açılarak ortam havalandırılır. Hasta temiz havaya çıkarılır.).
Yaşamsal belirtiler değerlendirilir ( A B ).
Rahat nefes alabilmesi için yarı oturur pozisyonda tutulur.
Bilinci kapalı ise koma pozisyonu verilir. 112 aranır.

Deri yolu ile zehirlenmelerde ilk yardım

Olay yeri güvenliği sağlanır.
Yaşam bulguları değerlendirilir.
Ellerin zehirli madde ile teması önlenmelidir.
Zehir bulaşmış giysiler çıkartılır.
15- 20 dakika boyunca deri bol suyla yıkanmalıdır.
112 aranır.

Zehirlenmelerde genel ilk yardım

Zehirlenmeye neden olan maddeyi uzaklaştırmak ( Zehirli madde vücuttan ne kadar çabuk uzaklaştırılırsa o kadar az miktarda emilir.).
Hayati fonksiyonların devamını sağlanması.
Sağlık kuruluşuna bildirme ( 112 ).
Zehir danışma merkezi 114’ü arayın

Göze Yabancı Cisim Kaçmasında İlk Yardım

Toz, kirpik gibi madde ise;

• Gözü ışığa çevrin, alt göz kapağına bakın.
• Gerekiyorsa üst göz kapağına bakın.
• Nemli, temiz bir bezle çıkartın.
• Gözünü kırpıştırmasını söyleyin.
• Bol su ile yıkayın.
• Gözü ovmayın.
• Çıkmıyorsa sağlık kuruluşuna sevk edin.

Metal veya batan bir cisimse;

• Gerekmedikçe hastayı kımıldatmayın.
• Göze hiçbir müdahale yapmayın.
• Tıbbi yardım isteyin.
• Hastanın göz uzmanlık dalı olan bir sağlık kuruluşuna gitmesini sağlayın.
• Her iki gözün kapatılması gerekir.

Kulağa yabancı cisim kaçmasında ilk yardım

• Kesinlikle sivri ve delici bir cisimle müdahale edilmemelidir.
• Su değdirilmemelidir.
• Tıbbi yardım istenmelidir.

Buruna yabancı cisim kaçmasında ilk yardım

• Burun duvarına bastırarak kuvvetli bir nefes verme ile cismin atılması sağlanır.
• Çıkmazsa tıbbi yardım sağlanır.

Hasta ve Yaralı Taşıma

Hasta ve Yaralı taşırken dikkat edilmesi gereken kurallar

• Baş – boyun – gövde ekseni esas alınmalı,
• Ekip çalışması yapılmalı,
• Hasta/yaralıya yakın mesafede çalışılmalı,
• Daha uzun ve kuvvetli kas grupları kullanılmalı,
• Sırtın gerginliğini korumak için dizler kalçadan bükülmeli,
• Yerden destek alacak şekilde, her iki ayağı kullanma ve birini diğerinden öne yerleştirme,
• Omuzlar leğen kemiği hizasında tutulmalıdır,
• Ağırlık kaldırırken karın muntazam tutulup, kalça kasılmalıdır,
• Kalkarken ağırlığı kalça kaslarına verilmelidir,
• Yavaş ve düz adımlarla yürünmelidir ( Adımlar omuzdan geniş olmamalı.),
• Ani dönme ve bükülmelerden kaçınılmalı hasta/yaralı az hareket ettirilmelidir.

Boğulmalar

Vücuttaki dokulara yeterli oksijen gitmemesi sonucu dokularda bozulma meydana gelmesidir.

Boğulmada ilk yardım

Boğulma nedeni ortadan kaldırılır,
Bilinç kontrolü yapılır,
Hava yolu açıklığı ve solunumu değerlendirilir,
TEMEL YAŞAM DESTEĞİ sağlanır,
Derhal tıbbi yardım sağlanır,

Diğer Acil Durumlar

Havale nedir ?

Adalelerin kontrol edilemeyen kasılmalarıdır. Sinir merkezindeki tahriş sonucu beyinde gerçekleşen elektriksel boşalmalardır.

Havalenin Nedenleri

• Beyinde yaralanma,
• Beyinde enfeksiyon,
• Yüksek ateş,
• Bazı hastalıklar ( sara krizi ).

Ateş nedenli havale herhangi bir hastalık sonucu vücut sıcaklığının 38 C°’ nin üzerine çıkmasıyla oluşur. Genellikle 6 ay ve 6 yaş arasındaki çocuklarda rastlanır.

Havale durumunda ilk yardım

• Öncelikle hasta ILIK SUYLA ıslatılmış, ıslak havlu yada çarşafa sarılır.
• Ateş bu yöntemle düşmüyorsa oda sıcaklığında küvete sokulur, duş alması sağlanır.
• Ateş düşmezse tıbbi yardım istenir.

Sara krizi

• Hastada var olmayan koku alma, adale kasılması vb. ön haberci denilen belirtiler olur.
• Bazen hasta bağırır, şiddetli ve ani bir şekilde bilincini kaybederek yığılır.
• Yoğun ve genel adale kasılması görülür. 10 – 20 sn kadar nefesi kesilir.
• Dudaklarda ve yüzde morarma gözlenir.
• Ardından kısa ve genel adale kasılması, sesli nefes alma, aşırı tükürük salgılanması, altına kaçırma görülebilir.
• Hasta dilini ısırabilir başını yere çarpıp yaralayabilir.
• Aşırı kontrolsüz hareketler gözlenebilir.
• Son aşamada hasta uyanır, şaşkındır, nerede olduğundan habersiz, uykulu hali vardır.

Sara krizinde ilk yardım

• Olayla ilgili güvenlik önlemleri alınır.
• Kriz kendi sürecine bırakılır.
• Hasta bağlanmaya çalışılmamalıdır.
• Kilitlenmiş çene açılmaya çalışılmaz.
• Yabancı herhangi bir madde kullanılmaz ( soğan, kolonya vb. ).
• Kendini yaralamamasına dikkat edilir.
• Etraftaki zarar verebilecek malzemeler uzaklaştırılır.
• Sıkan giysiler gevşetilir.
• Kusma karşısında tetikte olunmalıdır.
• Düşme sonucu yaralanma varsa ilgilenilir.
• Tıbbi yardım istenir.

Kan şekeri düşüklüğü nedir?

Herhangi bir nedene bağlı olarak vücutta kan şekeri eksildiği zaman ortaya çıkan durumdur.

Kan şekeri düşüklüğü nedenleri

• Şeker hastalığına bağlı.
• Uzun süren egzersizler sonrası.
• Uzun süre aç kalma sonrası.
• Mide – bağırsak ameliyatı olmuş kişilerde yemek sonrası.

Kan şekeri düşmesi belirtileri

Ani kan şekeri düşme belirtileri;

 Terleme,
 Hızlı nabız,
 Titreme,
 Yorgunluk,
 Bulantı,
 Aniden acıkma hissi.

Yavaş yavaş ve uzun sürede düşerse;

 Baş ağrısı,
 Konuşma güçlüğü,
 Görme bozukluğu,
 Uyuşukluk,
 Kafa karışıklığı,
 Şuur kaybı.

Kan şekeri düşüklüğünde ilk yardım

 Hastanın genel durumu değerlendirilir.
 Bilinci yerindeyse; şekerli su verilir.
 Belirtiler 15 – 20 dakikada geçmiyorsa sağlık kuruluşuna başvurulur.
 Bilinci kapalı ise; Koma pozisyonu verilerek yardım çağrılır.
 Kan şekeri düşük yada yüksek olsa da 2 kesme şekerinin alınması hayat kurtarıcı olabilir.

İlk Yardım ve HIV/AIDS

HIV/AIDS Epidemiyolojisi

AIDS ilk defa 1981 yılında ABD’de bir grup homoseksüel (eşcinsel) erkekte ender olarak rastlanan PCP ve Kaposi sarkomu vakalarının kendisini göstermesiyle tıp camiasında o zamana kadar görülmemiş bir hastalık olduğu belirlenmiştir.

İlerleyen yıllarda vaka sayılarının artması ve homoseksüel kişilerin biseksüel kişilerle birlikte olmaları onların da kadınlarla birlikte olması AIDS’in homoseksüel hastalığı olmadığını herkese bulaşabileceğini göstermiştir. Tıp dünyası yapılan araştırmalar sonucu AIDS hastalığını tanımlamıştır.

AIDS, Hastalığın adı HIV, Hastalığa etken olan virüsün adı
Acquired=Kazanılmış Human=İnsan
Immune=Bağışıklık Immunodeficiency=Bağışık yetmezliği
Deficiency=Yetmezlik Virus=Virüsü
Syndrome=Sendromu

HIV/AIDS’in Tarihçesi

1981 ABD’de genç, homoseksüel erkeklerde Kaposi sarkomu ve Pneumocytisis carinii jiroveci (PCP) pnömonisi tespiti
1982 Hastalığa “AIDS” adının verilmesi
1983 HIV-1 saptanması
1984 Antikor testlerinin geliştirilmesi
1985 HIV-2 saptanması
1987 Tedavisinde kullanılan Zidovudin ilacının ruhsatlandırılması

HIV/AIDS nasıl bulaşır?

1- Cinsel Yolla; ( %55-60 ) Korunmasız olarak yapılan (kondom,prezervatif) her türlü vaginal, oral ve anal cinsel temas ile,
2- Kan yoluyla ( %5-10 ) Kan, organ ve doku nakli, kan temas etmiş delici, kesici aletler, ortak şırınga kullanımı ile
3- Anneden bebeğe ( %20-30 ) Gebelikte, doğumda ve doğum sonrası anne sütü emzirme ile.

HIV/AIDS Nasıl Bulaşmaz?

Sarılmakla, dokunmakla, öpmekle, okşamayla, el sıkışmakla,
Aynı çatal, bıçak, kaşık, bardak, tabak, havlu kullanmakla,
Öksürme, aksırma, nefes, gözyaşı, tükürük ve ter ile,
Sinek, sivrisinek, böcek sokmaları ve hayvan ısırıkları ile,
Aynı yüzme havuzu, duş, hamam, sauna, tuvalet kullanmakla,
Aynı ev, okul, işyeri, tiyatro, sinema, otobüste ve odada bulunmakla,
Aynı telefonu kullanma ve sigara paylaşmakla,
Evcil hayvanlarla aynı ortamda bulunmakla AIDS BULAŞMAZ

HIV/AIDS vakalarının yaygınlaşmasıyla nedeniyle, insanlar ilk yardım uygulamaları sırasında hastalığın kendilerine bulaşmasından endişe etmektedir. İlk yardım uygulamalarında hijyenik uygun önlemlerin alınması bulaşma riskini önemli ölçüde azaltacaktır.

HIV/AIDS’TEN KORUNMA

I. Cinsel temas ile bulaşdan korunma

• “Üreme Sağlığı ve GÜVENLİ CİNSEL YAŞAM” Eğitim verilmesi
• Erkekler için Kondom ( Prezervatif, kaput, kılıf ),
• Kadınlar için Kadın Kondomu kullanımının sağlanması, eğitimi ve yaygınlaştırılması
• Tek eşliliğe riayet etme
• Cinsel temasla bulaşan diğer enfeksiyonlar hakkında bilgi, tanı ve tedavisine erken dönemde başlama
• Cinsel YAŞAMA hayır diyebilme becerisi kazanma

II. Kan ve kan ürünlerinden bulaştan korunma

• Riskli davranışta bulunan kişilerin kan bağışlamaması ( Pencere dönemi )
• Kendimize veya herhangi bir kişi için ihtiyaç duyulan kan ve kan ürünlerine gerekli testlerin uygulanmış olması
Ototransfüzyon ( Kişinin kendi kanının kendisine kullanılması üzere vermesi )
• Güvenli kan için güvenli kan bağışçılarının sağlanması ve eğitim
• Damar içi uyuşturucu madde kullanma alışkanlığı olanlar; uyuşturucuya HAYIR diyebilme, reddetme ve ortak şırınga paylaşmama,
• Sağlık personeline bulaştan korunmada evrensel önlemlerin uygulanması
• Kesici, delici aletlerin kullanımında titizlikle koruyucu önlemlerin uygulanması

III. Anneden bebeğe bulaşın önlenmesi

• Gebeliğin önlenmesi
• Doktor gözetiminde, tedavi destekli gebelik ve doğum
• Emzirmeme

Güvenli bir ilk yardım uygulaması için;

• İlk yardım uygulamasına başlamadan önce imkanınız varsa eldiven, yoksa poşet giyiniz.
• Ellerinizi ilk yardım uygulamasından sonra bol su ve sabunla yıkayınız.
• Elinizde açık yara varsa vücut sıvıları ile temas etmemeye çalışınız.
• Yaralı kişinin yakınındaki cam kırıkları v.b maddelere dokunurken çok dikkatli olunuz.
• Derideki kesici ve delici yaraları mutlaka temiz bir bezle kapatınız.
• Kanamalı ve açık yarası olan kişilerle direkt temasta bulunmayınız.
• Suni solunum sırasında kullanılabilecek maske v.b malzemeyi bulundurunuz ve kullanmayı öğreniniz.
• Kendinizi koruyunuz unutmayın ki hasta olan kişiden alınan mikroplar ömür boyu kalıcı hastalık haline dönüşebilir.
• HIV/AIDS’ten nasıl korunacağınızı arkadaşlarınız, aileniz ve tüm yakınlarınıza anlatınız.

SağLık BakanLığı Hasta HakLarı

Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı

Adalet ve Hakkaniyete Uygun Olarak Faydalanma

Madde 6- Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.

Bilgi İsteme

Madde 7- Hasta, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda bilgi isteyebilir. Bu hak, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulüne öğrenme haklarını da kapsar.
Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastayı birinci fıkra uyarınca bilgilendirmek için yeterli teknik donanımı haiz birimi oluşturmak; bu birimde, hastaya kesin ve yeterli bilgi verebilecek nitelik ve ehliyete sahip personeli daimi olarak istihdam etmek ve hastanın ihtiyacı olan birimlere kolayca ulaşabilmesini temin etmek üzere, kuruluşun uygun yerlerinde bilgilendirici tabela, broşür ve işaretler bulundurmak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.

Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme

Madde 8- Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usül ve şartlara uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir. Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak, kuruluşu değiştirmenin hayati tehlikeye yolaçıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.
Acil vak’alar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar.Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna, sevkeden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.

Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme

Madde 9- Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.
Mevzuat ile belirlenmiş usüllere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır. Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır.

Öncelik Sırasının Belirlenmesini İsteme

Madde 10- Sağlık kuruluşunun hizmet verme imkanlarının yetersiz veya sınırlı olması sebebiyle sağlık hizmeti talebi zamanında karşılanamayan hallerde, hastanın, öncelik hakkının tıbbi kriterlere dayalı ve objektif olarak belirlenmesini istemek hakkı vardır. Acil ve adli vak’alar ile yaşlılar ve özürlüler hakkında öncelik sırasının belirlenmesinde ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım

Madde 11- Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.


Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı

Madde 12- Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yolaçabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.

Ötenazi Yasağı

Madde 13- Ötenazi yasaktır.
Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez.

Tıbbi Özen Gösterilmesi

Madde 14- Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir.
Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.

Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı

Genel Olarak Bilgi İsteme

Madde 15- Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usülleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir.
Sağlık durumu ile ilgili gereken bilgiyi, bizzat hasta veya hastanın küçük, temyiz kudretinden yoksun veya kısıtlı olması halinde velisi veya vasisi isteyebilir. Hasta, sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere bir başkasına da yetki verebilir. Gerek görülen hallerde yetkinin belgelendirilmesi istenilebilir.
Hasta, tedavisi ile ilgilenen tabip dışında bir başka tabipten de sağlık
durumu hakkında bilgi alabilir.

Kayıtları İnceleme

Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.

Kayıtların Düzeltilmesini İsteme

Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hal’e getirilmesini isteyebilir.
Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.

Bilgi Vermenin Usulü

Madde 18- Bilgi, gerektiğinde tercüman kullanılarak, hastanın anlayabileceği şekilde, tıbbi terimler mümkün olduğunca kullanılmadan, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden ve hastanın ruhi durumuna uygun ve nazik bir ifade ile verilir.


Bilgi Verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken haller

Madde 19- Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir. Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır.
Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.

Bilgi Verilmesini Yasaklama

Madde 20- İlgili mevzuat hükümlerine ve hastalığın mahiyetine göre yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; hasta, sağlık durumu hakkında kendisine veya ailesine veya yakınlarına bilgi verilmemesini isteyebilir.


Hasta Haklarının Korunması

Mahremiyete Saygı Gösterilmesi

Madde 21- Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.
Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı;
a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini,
b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makül bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,
c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini,
d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını,
e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale edilmemesini,
f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını, kapsar.
Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez
Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.

Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama

Madde 22- Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.
Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlediği suçun muhtemel delillerinin, kendisinin veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen hallerde; bu delillerin ortaya çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi ameliyeye tabi tutulması, hakimin kararına bağlıdır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu ameliye, cumhuriyet savcısının
talebi üzerine yapılabilir.

Bilgilerin Gizli Tutulması

Madde 23- Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.
Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.
Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.
Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri, rızası olmaksızın açıklanamaz.

Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası

Hastanın Rızası ve İzin

Madde 24- Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.
Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanunu’nun 272 nci ve 431 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararına bağlıdır.
Kanuni temsilciden veya mahkemeden izin alınması zaman gerektirecek ve hastaya derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlarından birisi tehdit altına girecek ise, izin şartı aranmaz.
Üçüncü fıkrada belirtilen ve hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil haller haricinde, rızanın her zaman geri alınması mümkündür.
Rızanın geri alınması, hastanın tedaviyi reddetmesi anlamına gelir.
Rızanın müdahale başladıktan sonra geri alınması, ancak tıbbi yönden sakınca bulunmaması şartına bağlıdır.

Tedaviyi Reddetme ve Durdurma

Madde 25- Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.
Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatinde hasta aleyhine kullanılamaz.

Küçüğün veya Mahcurun Tıbbi Müdahaleye İştiraki

Madde 26- Kanuni temsilcinin muvafakatinin gerektiği ve yeterli olduğu hallerde dahi, mümkün olduğu ölçüde küçük veya mahcur olan hastanın dinlenmesi suretiyle tıbbi müdahaleye iştiraki sağlanır.

Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması

Madde 27- Klinik veya laboratuar muayeneleri sonucunda bilinen klasik tedavi metodlarının hastaya fayda vermeyeceğinin sabit olması ve daha evvel deney hayvanları üzerinde kafi derecede tecrübe edilmek suretiyle faydalı tesirlerinin anlaşılması ve hastanın rızasının bulunması şartları birlikte mevcut olduğunda, bilinen klasik tedavi metodları yerine başka bir tedavi usulü uygulanabilir. Ayrıca, bilinen klasik tedavi metodu dışındaki bir metodun uygulanabilmesi için, hastaya faydalı olacağının ve bu tedavinin bilinen klasik tedavi usullerinden daha elverişsiz sonuç vermeyeceğinin muhtemel olması da şarttır.
Evvelce tecrübe edilmemiş bir tıbbi tedavi ve müdahale usulü, ancak zarar vermeyeceğinin ve hastayı kurtaracağının mutlak olarak öngörülmesi halinde yapılabilir.
Altıncı Bölüm’de yeralan hükümler saklıdır.

Rızanın Şekli ve Geçerliliği

Madde 28- Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir.
Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz.

Organ ve Doku Alınmasında Rıza

Madde 29- 18 yaşından küçük ve mümeyyiz olmayanlardan organ ve doku alınamaz. Bu şartları tamam olanlardan teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ veya doku alınması, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve NakliHakkında Kanun’un 6 ncı maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına tabidir. Ölüden organ ve doku alınma şartı ve cesetlerin bilimsel araştırma için muhafazası hususunda 2238 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi hükümleri saklıdır.

Aile Planlanması Hizmetleri ve Gebeliğin Sona Erdirilmesi

Madde 30- İlgilinin rızası mevcut olsun veya olmasın, Bakanlık tarafından tespit edilmiş olanlar dışındaki ilaç ve araçlar aile planlaması hizmetlerinde kullanılamaz.
Gebeliğin sona erdirilmesi, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile öngörülen şartlara tabidir.
Sterilizasyon ve gebeliğin sona erdirilmesi hallerinde, hastanın rızası ile evli ise eşinin de rızası gereklidir.

Rızanın Kapsamı

Madde 31- Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır.
Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar. Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik’te ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.

Tıbbi Araştırmalar

Tıbbi Araştırmalarda Rıza

Madde 32- Hiç kimse; Bakanlığın izni ve kendi rızası bulunmaksızın, tecrübe, araştırma veya eğitim amaçlı hiçbir tıbbi müdahale konusu yapılamaz. Tıbbi araştırmalardan beklenen tıbbi fayda ve toplum menfaati, üzerinde araştırma yapılmasına rıza gösteren gönüllünün hayatından ve vücut bütünlüğünün korunmasından üstün tutulamaz.
Tıbbi araştırmalar, sadece, mevzuata göre araştırmada bulunmayan yetkili ve yeterli tıbbi bilgi ve tecrübeyi haiz olan personel tarafından, mevzuat ile belirlenmiş bulunan yerlerde yürütülür.
Gönüllünün tıbbi araştırmaya rıza göstermiş olması, bu araştırmada görev alan personelin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.


Gönüllünün Korunması ve Bilgilendirilmesi

Madde 33- Araştırmalarda, gönüllünün sağlığına ve diğer kişilik haklarına zarar verilmemesi için gereken bütün tedbirler alınır. Araştırmanın gönüllüye vereceği muhtemel zararlar önceden tespit edilemediği takdirde; gönüllü, rızası bulunsa dahi, araştırma konusu yapılamaz.
Gönüllü; araştırmanın maksadı, usulü, muhtemel faydaları ve zararları ve araştırmaya iştirak etmekten vazgeçebileceği ve araştırmanın her safhasında başlangıçda verdiği rızayı geri alabileceği hususlarında, önceden yeterince bilgilendirilir.

Rıza Alınmasının Usülü ve Şekli

Madde 34- Tıbbi araştırma hakkında yeterince bilgilendirilmiş olan gönüllünün rızasının maddi veya manevi hiçbir baskı altında olmaksızın, tamamen serbest iradesine dayanılarak alınmasına azami ihtimam gösterilir.
Tıbbi araştırmalarda rıza yazılı şekil şartına tabidir.

Küçüklerin ve Mümeyyiz Olmayanların Durumu

Madde 35- Reşit ve mümeyyiz olmayanlara, kendilerine faydası olmadan, sırf tıbbi araştırma amacı güden tıbbi müdahaleler hiçbir surette tatbik edilemez. Faydaları bulunması şartı ile reşit ve mümeyyiz olmayanlar üzerinde tıbbi araştırma yapılması, velilerinin veya vasilerinin rızasına bağlıdır. Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, 24 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.

İlaç ve Terkiplerin Araştırma Amacıyla Kullanımı

Madde 36- Özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınmış olsa dahi, sırf tıbbi araştırma amacı ile hasta üzerinde kendi rızası ve Bakanlığın izni bulunmaksızın hiçbir ilaç ve terkip kullanılamaz.
İlaç ve terkiplerin tıbbi araştırmada kullanımı, 29/11/1993 tarihli ve 21480 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İlaç Araştırmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir.

Diğer Haklar

Güvenliğin Sağlanması

Madde 37- Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır.
Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
Tutuklu ve hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklıdır.

Dini Vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma

Madde 38- Sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde hastalara dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gereken tedbirler alınır.
Kurum hizmetlerinde aksamalara sebebiyet verilmemek, başkalarını rahatsız etmemek ve personelce düzenlenip yürütülen tıbbi tedaviye hiç bir şekilde müdahalede bulunulmamak şartı ile hastalara dini telkinde bulunmak ve onları manevi yönden desteklemek üzere talepleri halinde, dini inançlarına uygun olan din görevlisi davet edilir. Bunun için, sağlık kurum ve kuruluşlarında uygun zaman ve mekan belirlenir.
İfadeye muktedir olmayıp da dini inancı bilinen ve kimsesiz olan agoni halindeki hastalar için de, talep şartı aranmaksızın, dini inançlarına uygun olan din görevlisi çağrılır.
Bu hakların nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kuruluşunun çalışma usul ve esaslarını gösteren mevzuatta ayrıca düzenlenir.

İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret

Madde 39- Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.
Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güleryüzlü, nazik, şefkatli ve sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuat ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davranmak zorundadır.
Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı ve bekletilmeleri sözkonusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli bilgi verilir.
Sağlık kurum ve kuruluşlarında, insan haysiyetine yakışır gereken her türlü hijyenik şartların sağlanması, gürültünün ve rahatsız edici diğer bütün etkenlerin bertaraf edilmesi esastır. Gerektiğinde, bu hususlar hasta tarafından talep konusu yapılabilir.
Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, kurum veya kuruluşca belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükunlarını bozacak fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken tedbirler alınır.

Refakatçi Bulundurma

Madde 40- Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere; mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması istenebilir.
Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usül ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca düzenlenir.

Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi

Madde 41- Hastalar, aşağıdaki hallerde sağlık hizmetlerinden bulundukları yerlerde de faydalanabilirler:
a) Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde,
b) Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen hallerde,
c) Tabii afetler gibi olağanüstü hallerde.
Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi ile ilgili usul ve esaslar,
Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir.

Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları

Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı

Madde 42- Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.

Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Sorumluluğu

Madde 43- Hasta haklarının ihlali halinde, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş aleyhine maddi veya manevi veyahut hem maddi ve hem de manevi tazminat davası açılabilir.
Ancak, aleyhine dava açılacak merciin kamu kurum ve kuruluşu olması halinde;
a) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12 nci maddesine göre; hakkın bir idari işlem dolayısı ile ihlal edilmesi halinde ilgililer, doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açabilirler.
b) Aynı Kanun’un 13 üncü maddesi uyarınca, zarar verici eylemin öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde maddi ve manevi tazminat olarak istenilen tazminat miktarı ayrı ayrı gösterilerek idareye müracaat edilmesi ve talebin açıkca veya zımnen reddi halinde kanuni süresi içinde idari yargı mercilerinde dava açılması gerekir.

Devlet Memuru veya Diğer Kamu Görevlisi Personelin Sorumluluğu

Madde 44- Bu Yönetmelik’te gösterilmiş olan hasta haklarının fiilen kullanılmasına mani olan veya bu hakları başka şekilde ihlal eden personelin, cezai, mali ve inzibati sorumluluklarının tamamı veya bunlardan bir kısmı doğabilir.
Birinci fıkrada belirtilen sorumluluklar haricinde, ihlalin durumuna göre, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş tarafından personel hakkında uygulanacak idari tedbir ve müeyyideler saklıdır.

Kamu Personelinin Sorumluluğunu Tesbit Usulü

Madde 45- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin, hasta haklarını ihlal eden fiil ve halleri, şikayet halinde veya idarece kendiliğinden tespit edildiğinde, hadisenin takibi, soruşturulması ve gerekir ise müeyyideye bağlanması için doğrudan valiliklerce veyahut Bakanlık veya personelin görevli olduğu kurumlar tarafından müfettiş veya muhakkik görevlendirilir.

Kamu Personeli Hakkındaki Müeyyideler

Madde 46- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.
b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı’na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.
c) Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır. Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücü edilir.
d) Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem yapılır.

Kamu Görevlisi Olmayan Personelin Sorumluluğu

Madde 47- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi olmayan personel tarafından herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olmayan personel; hakları ihlal edilen hastanın doğrudan vaki olacak şikayeti üzerine veya bu fiillerin başka şekilde tespiti halinde Bakanlık veya başka kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan bildirim üzerine, bunların özel kanunlara göre kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları haysiyet divanlarınca disiplin cezaları ile cezalandırılabilir.
b) Kamu görevlisi olmayan personelin hasta haklarını ihlallerinden doğan hukuki sorumlulukları, genel hükümlere göre doğrudan doğruya kendilerine veya bunları çalıştıran kurum ve kuruluşlara karşı veya hem kendilerine ve hem de çalıştıranlara karşı birlikte dava açılarak ileri sürülebilir.
c) Kamu görevlisi olmayan personel hakkında, ceza hukukuna göre suç teşkil eden fiilleri sebebiyle cezai müeyyideler tatbik edilmesi, genel hükümlere göre doğrudan doğruya cumhuriyet savcılıklarına yapılacak ihbar veya şikayet yoluyla gerçekleştirilebilir.

Son Hükümler

Kurum ve Kuruluş Yetkililerinin Görevi

Madde 48- Sağlık kurum ve kuruluşlarının yetkilileri; bu Yönetmelik’te ve diğer mevzuatta belirtilen hasta haklarının lafzına ve ruhuna uygun olarak kullanılabilmesine yardımcı olmak amacı ile bu Yönetmelik’te gösterilen “hasta hakları”nı bir liste, tabela veya broşür haline getirerek, bunları sağlık kurum ve kuruluşunun, hastalar, personel ve ziyaretçiler tarafından kolayca ulaşılıp okunabilecek uygun yerlerinde bulundurmak da dahil olmak üzere, gereken bütün tedbirleri almakla mükellef ve yetkilidir.

Saklı Olan Hükümler

Madde 49- Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.

Yürürlük

Madde 50- Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 51- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

Kaynak: SağLık BakanLığı Resmi Sitesi

Kan Bağışı ve KızıLay Kan MerkezLeri

Kan Bağışçısı Tipleri

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NÜN KAN BAĞIŞÇISI TİPLERİ

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporunda kan bağışçılarını temel olarak 3 gruba ayırmıştır.

1)Replasman Kan Bağışçısı :

Kana kan, yerine koyma, zorunlu kan bağışı, aile kan bağışçıları yöntemi olarak tanımlanır. Ulusal kan bankacılığı organizasyonunun yetersiz olduğu ülkelerde uygulanmaktadır. Güvenli kan bağışı yetersizliği sebebiyle ülkemizde hastane kan merkezlerinin tercih etmek zorunda kaldıkları yöntemdir.

Avantajları

* Ucuz ve kolay uygulanan bir yöntemdir.
* Gönüllü kan bağışının yetersiz olduğu ülkelerde çözüm olabilir.
* Yakınları için kan bağışlayan kişiler durumun önemini algılayabilir ve güvenli kan bağışçısı olarak kazanılabilir.

Dezavantajları

* Güvenilir olmayan kan temin yöntemlerinden biridir.
* Hasta yakınları kan bağışına zorlanmaktadır. Bu durum zaten zor durumda olan hasta yakınlarına ayrı bir sorumluluk ve olumsuz duygu yükler.
* Aile içi baskıya maruz kalan hasta yakınları kan bağışına engel teşkil edebilecek durumları saklayabilmektedir.
*Yeterli miktarda kan temin edilemezse veya hasta yakınlarından bağışçı bulunamazsa ticari kan bağışçılarına (kan simsarlarına) yönlenilir.
*Bu şekilde çözüm ile toplum için gerekli olan kan ihtiyacı uygun ve sürekli bir şekilde karşılanamaz.

2) Ticari Kan Bağışçısı:

Kan simsarları veya profesyonel kan bağışçıları olarak tanımlanır.

Avantajları

* Hiçbir avantajı yoktur.

Dezavantajları

* Güvenilir olmayan kan temini yöntemlerinden biridir. Bu yöntem güvenli kan bağışının temelini oluşturan “karşılık beklemeksizin” kan bağışı sistemini olumsuz etkiler.
* Bağışladıkları kan karşılığında para veya paraya dönüşebilecek bir çıkar beklentisi içindedirler.
*Maddi gücü olmayan aileler bu parayı her zaman karşılayamaz.
* Ticari kan bağışçıları hayatlarını sürdürmek için söz konusu paraya ihtiyaç duydukları için toplumun düşük gelir düzeyine sahip bölgelerinden gelirler. Sağlık durumları uygun olmayabilir, kötü beslenmiş olabilirler veya alıcıyı tehlikeye sokabilen bulaşıcı hastalıklara sahip olabilirler.
*Maddi bir çıkar uğruna kan verdikleri için kan bağışına engel teşkil edebilecek durumları saklamaktadırlar.
* Ticari kan bağışçıları kanlarını tavsiye edilenlerden daha sık verebilirler. Bu durum kendi sağlıkları üzerinde zararlı etkilere neden olabilir, ayrıca standartlara uymayan bir kan bağışı gerçekleştirmiş olurlar, verilen kan alıcının ihtiyaçlarını karşılamaz veya hiç yararı olmaz.

3) Gönüllü Kan Bağışçısı :

Dünya Sağlık Örgütü’nün en güvenilir yöntem olarak kabul ettiği kan temini yöntemidir. İhtiyaç duyulan kanın; gönüllü, karşılık beklemeksizin, düzenli ve bilinçli bağışçılardan temin edilmesi halinde en düşük riske sahip olduğunu bildirmiştir.

Gönüllü Olmanın Avantajları

* Kan bağışçıları kan vermek için bir baskı altında değildirler ve bundan dolayı düşük riskli bağışçı kriterlerine sahiptirler..
* Bu kişiler tanımadıkları insanların hayatını kurtarmak için güdülenmişlerdir.
* Düzenli kan bağışlamaya daha fazla isteklidirler. Bu durum sürdürülebilir kan stoku için önemlidir.
* Acil kan ihtiyacı durumunda yapılan çağrılara cevap verme ihtimalleri daha yüksektir.
* Sağlık açısından kan bağışına engel teşkil edebilecek durumlarda otokontrollerini sağlarlar, kan bağışını ertelerler veya yapmazlar.
Düzenli Olmanın Avantajları
* Güvenli kanın önemi hususunda bilinçlidirler ve her kan bağışlarında taramadan geçmektedirler. Bundan dolayı transfüzyonla geçen hastalık riskini daha az taşırlar.
* Hastalık tespit edilirse geriye dönük izlenebilirlik sağlanır.
* Günümüzde ithal edilen kan ürünlerinden yapılan ilaçların ülkemizde üretilebilmesi için düzenli kan bağışçısı sayımızın belirli bir düzeyde olması gerekir.
* Sürdürebilir güvenli kan stokunun sağlanabilmesi için düzenli bağış gerekmektedir.

Karşılık Beklemeksizin Kan Bağışının Avantajları

*Maddi bir çıkar uğruna güdülenmemişlerdir. Maddi bir beklenti içinde olmadıkları için kan bağışına engel teşkil eden durumlarda kan bağışını ertelerler veya yapmazlar.

Bilinçli Olmanın Avantajları

*Kan bağışı konusunda tedirginlik yaşamazlar. Tabuları yoktur.
* Bulaşıcı hastalıklar ve “pencere dönemi” konusunda bilinçlidir. Güvenli yaşam biçimi edinmişlerdir. Kan bağışlamamaları gereken durumlarda kendi kendilerini ertelerler ve otokontrollerini sağlarlar.
* Kanın; bağış dışında elde edilemeyeceğini bilirler ve etraflarındaki insanları da teşvik ederler.
Zorlukları
*Etkin bir ulusal kan bankacılığı organizasyonunun kurulması gerekir ve maliyeti çok yüksektir.
* Profesyonel kadro istihdamı gerekir.
*Toplumun her kesiminde “kan bağışçısı kazanım ve eğitim faaliyetleri”ni gerçekleştirmesi gerekir.
* Gönüllü kazanımında iyi bir yönetim gerekir.

Kan Bağışçısı Tipleri

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NÜN KAN BAĞIŞÇISI TİPLERİ

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporunda kan bağışçılarını temel olarak 3 gruba ayırmıştır.

1)Replasman Kan Bağışçısı :

Kana kan, yerine koyma, zorunlu kan bağışı, aile kan bağışçıları yöntemi olarak tanımlanır. Ulusal kan bankacılığı organizasyonunun yetersiz olduğu ülkelerde uygulanmaktadır. Güvenli kan bağışı yetersizliği sebebiyle ülkemizde hastane kan merkezlerinin tercih etmek zorunda kaldıkları yöntemdir.

Avantajları

* Ucuz ve kolay uygulanan bir yöntemdir.
* Gönüllü kan bağışının yetersiz olduğu ülkelerde çözüm olabilir.
* Yakınları için kan bağışlayan kişiler durumun önemini algılayabilir ve güvenli kan bağışçısı olarak kazanılabilir.

Dezavantajları

* Güvenilir olmayan kan temin yöntemlerinden biridir.
* Hasta yakınları kan bağışına zorlanmaktadır. Bu durum zaten zor durumda olan hasta yakınlarına ayrı bir sorumluluk ve olumsuz duygu yükler.
* Aile içi baskıya maruz kalan hasta yakınları kan bağışına engel teşkil edebilecek durumları saklayabilmektedir.
*Yeterli miktarda kan temin edilemezse veya hasta yakınlarından bağışçı bulunamazsa ticari kan bağışçılarına (kan simsarlarına) yönlenilir.
*Bu şekilde çözüm ile toplum için gerekli olan kan ihtiyacı uygun ve sürekli bir şekilde karşılanamaz.

2) Ticari Kan Bağışçısı:

Kan simsarları veya profesyonel kan bağışçıları olarak tanımlanır.

Avantajları

* Hiçbir avantajı yoktur.

Dezavantajları

* Güvenilir olmayan kan temini yöntemlerinden biridir. Bu yöntem güvenli kan bağışının temelini oluşturan “karşılık beklemeksizin” kan bağışı sistemini olumsuz etkiler.
* Bağışladıkları kan karşılığında para veya paraya dönüşebilecek bir çıkar beklentisi içindedirler.
*Maddi gücü olmayan aileler bu parayı her zaman karşılayamaz.
* Ticari kan bağışçıları hayatlarını sürdürmek için söz konusu paraya ihtiyaç duydukları için toplumun düşük gelir düzeyine sahip bölgelerinden gelirler. Sağlık durumları uygun olmayabilir, kötü beslenmiş olabilirler veya alıcıyı tehlikeye sokabilen bulaşıcı hastalıklara sahip olabilirler.
*Maddi bir çıkar uğruna kan verdikleri için kan bağışına engel teşkil edebilecek durumları saklamaktadırlar.
* Ticari kan bağışçıları kanlarını tavsiye edilenlerden daha sık verebilirler. Bu durum kendi sağlıkları üzerinde zararlı etkilere neden olabilir, ayrıca standartlara uymayan bir kan bağışı gerçekleştirmiş olurlar, verilen kan alıcının ihtiyaçlarını karşılamaz veya hiç yararı olmaz.

3) Gönüllü Kan Bağışçısı :

Dünya Sağlık Örgütü’nün en güvenilir yöntem olarak kabul ettiği kan temini yöntemidir. İhtiyaç duyulan kanın; gönüllü, karşılık beklemeksizin, düzenli ve bilinçli bağışçılardan temin edilmesi halinde en düşük riske sahip olduğunu bildirmiştir.

Gönüllü Olmanın Avantajları

* Kan bağışçıları kan vermek için bir baskı altında değildirler ve bundan dolayı düşük riskli bağışçı kriterlerine sahiptirler..
* Bu kişiler tanımadıkları insanların hayatını kurtarmak için güdülenmişlerdir.
* Düzenli kan bağışlamaya daha fazla isteklidirler. Bu durum sürdürülebilir kan stoku için önemlidir.
* Acil kan ihtiyacı durumunda yapılan çağrılara cevap verme ihtimalleri daha yüksektir.
* Sağlık açısından kan bağışına engel teşkil edebilecek durumlarda otokontrollerini sağlarlar, kan bağışını ertelerler veya yapmazlar.
Düzenli Olmanın Avantajları
* Güvenli kanın önemi hususunda bilinçlidirler ve her kan bağışlarında taramadan geçmektedirler. Bundan dolayı transfüzyonla geçen hastalık riskini daha az taşırlar.
* Hastalık tespit edilirse geriye dönük izlenebilirlik sağlanır.
* Günümüzde ithal edilen kan ürünlerinden yapılan ilaçların ülkemizde üretilebilmesi için düzenli kan bağışçısı sayımızın belirli bir düzeyde olması gerekir.
* Sürdürebilir güvenli kan stokunun sağlanabilmesi için düzenli bağış gerekmektedir.

Karşılık Beklemeksizin Kan Bağışının Avantajları

*Maddi bir çıkar uğruna güdülenmemişlerdir. Maddi bir beklenti içinde olmadıkları için kan bağışına engel teşkil eden durumlarda kan bağışını ertelerler veya yapmazlar.

Bilinçli Olmanın Avantajları

*Kan bağışı konusunda tedirginlik yaşamazlar. Tabuları yoktur.
* Bulaşıcı hastalıklar ve “pencere dönemi” konusunda bilinçlidir. Güvenli yaşam biçimi edinmişlerdir. Kan bağışlamamaları gereken durumlarda kendi kendilerini ertelerler ve otokontrollerini sağlarlar.
* Kanın; bağış dışında elde edilemeyeceğini bilirler ve etraflarındaki insanları da teşvik ederler.
Zorlukları
*Etkin bir ulusal kan bankacılığı organizasyonunun kurulması gerekir ve maliyeti çok yüksektir.
* Profesyonel kadro istihdamı gerekir.
*Toplumun her kesiminde “kan bağışçısı kazanım ve eğitim faaliyetleri”ni gerçekleştirmesi gerekir.
* Gönüllü kazanımında iyi bir yönetim gerekir.

Tedavi ve Başarı

Tedavi Başarı

Vajinismus en başarılı bir şekilde tedavi edilebilir kadın cinsel bozukluğu olarak kabul ediliyor. Birçok çalışmalar başarı oranı yaklaşık % 100 göstermiştir. Otomatik kapsamlı araştırma nedenleri ve vajinismus tedavisi olarak temel ve kolay, pratik tedavi çözümleri takip ile tam 10 adım süreci içerir yaklaşım yardımcı olur. Bu yaklaşım başarılı kadın ve sağlık uzmanları binlerce tarafından kullanılmıştır.

Listeleri bazı vajinismus tedavinin başarısı için yayınlanan klinik istatistik Yukarıdaki grafik. Tedavisi için klinik istatistikler başarılı çalışma için çalışma, ama değişiklik neredeyse bütün bağımsız çalışmalar yüksek başarı oranlarını gösterir. Klinik tedavi metodolojisi esas desensitization egzersiz ve davranış talimat bir kombinasyonu ile ilgilidir. Listelenen kadın kısmını acı çektiğini için ücretsiz işleyen cinsel ilişki tedavi aşağıdaki mümkün gösterir. Ancak bazı hataları vardır, bu genellikle çiftler dışarı atılan veya tedavi tamamladıktan atfettiler vardır.Bunu tam tedavi çiftler için, sonuçları neredeyse her zaman olumlu ve başarılı, tam çözünürlükte vardır.