Psikoterapi
-
02 Oca 2009
Yorum YokOral Evre
A- Hazzın Yönelimi Açısından (Psiko-seksüel Açıdan) İnsanın biyolojik gelişimini incelerken doğum sonrası dönemde süt çocukluğu dönemini daha önce anlatmıştık. Organizmanın biyolojik gelişiminin nasıl şekillendiği ile ilgili bilgiyi de detaylı olarak vermiştik. Ruhsal bir bileşenin ilk oluşumu çocuğun doğumuyla beraber başlar. Bu dönemde olup bitene ve bu dönemden sonra oluşan yapılara bir anlam kazandırma, psişeyi yorumlama...
-
02 Oca 2009
Yorum Yokİnsanın Ruhsal Gelişim Evreleri
Ruhsal gelişmeyi tam manasıyla kavrayabilmek için biyolojik gelişmeyi model olarak alabiliriz. Biyolojik gelişimde anne rahminde üç evre vardır. Bunlar tıbbi isimlerle birinci trimestır (ilk üç aylık evre), ikinci trimestır (ikinci üç aylık evre) ve üçüncü trimestır (üçüncü üç aylık evre) şeklindedir. Bebeğin organizmasının anne rahminde sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için bu evrelerin sağlıklı bir şekilde...
-
02 Oca 2009
Yorum YokDinamik Açidan Ruhsal Aygit ve Parçalari
Ruhsal evrelerin gelişimini görmeden önce bu evrelerdeki gelişimi daha iyi anlayabilmek ve insanın ruhsal aygıtının çalışma dinamiğini kavrayabilmek için konuyu bir metaforla açıklamak istiyorum. Beş yaşını tamamlamış bir çocukta ruhsal kimlik, ruhsal aygıt ve bilinçlilik durumunu denizde yüzen bir buzdağı ve üzerindeki bir buluta benzetebiliriz. Çocuk doğduğunda, buzdağının suyun üstünde kalan kısmı henüz yoktur. Doğumla...
-
02 Oca 2009
Yorum YokBilişsel Psikoterapi 2
a. Seçici Algılama: İçsel ve dışsal malzeme değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu bizi sonuca götürecek, hedefe ulaştıracak materyaller titizlikle seçilir ve gündeme taşınır. Bizi sonuca götürecek özellikle sonucun aleyhine olacak tüm malzeme bir şekilde yadsınarak göz ardı edilir. Sanki bir filtre sistemi özel olarak devreye sokulmuştur. Bir insanı kötü görmek istiyorsak o insanla ilgili malzeme değerlendirilip...
-
02 Oca 2009
Yorum YokBilişsel Psikoterapi
“Akıl bir gemi, fikir onun yelkeni, kullanabilirsen kendini, yoksa el kullanır seni” vecizesini küçüklüğümde büyüklerimden sık sık dinlemişimdir. Henüz soyut düşünceye geçmediğim, somut düşünce aşamasında söylenen bu sözleri somut bağlamında algılar ve anlardım. Denizde yüzen bir gemim olduğunu ve bu geminin fikir denen yelkenleri bulunduğu ve bu gemime ben sahip çıkmazsam başkalarının alıp göteceğini düşünürdüm....
-
02 Oca 2009
Yorum YokDinamik Psikoterapi 3
10. Rüyanın figür değiştirme ilkesi Rüyada esas veya özü gizlemeye yönelik olarak çeşitli figürler çeşitli figürlerin yerine ikame edilebilir. Bir genç kızı bir büfe ile anlamlandırmak, haset ve kıskanç bir hanımı bir yılanla ifade etmek mümkündür. 11. Simgeleştirme, rüyaların simge kullanma ilkesi Rüyalar esas içeriği saklamak amacına yönelik olarak esasla fonetik açıdan, kelime benzerliği açısından,...
-
02 Oca 2009
1 YorumDinamik Psikoterapi
7- Sekonder Kazanç Grip olduğum zamanlar çok hoşuma giderdi. Çünkü bu zamanlarda rahat bir şekilde evde yatıyor, çalışma zorunluluğundan uzak kalıyordum. Nadiren elde ettiğim dinlenme dönemlerim oluyordu. Bunun da ötesinde eşim kahvaltımı yatağıma getiriyor, çok daha nazik oluyor, kızlarım halimi hatırımı soruyor, nane limon kaynatılıp gün boyu ikram ediliyordu. Bunlar bana hoşnutluk duygusu yaşatıyordu. Kendimi...
-
02 Oca 2009
Yorum YokDinamik Psikoterapi
1- Tarihçe Bilimsel gelişmeler ardıcıl çalışmalarla mümkündür. Bu manada bilim ağır ve sürekli ilerleyen bir yapı arz eder. Bilim tarihine baktığımızda zaman zaman istisnai olarak bilimde sıçramaların olduğunu görürüz. Bilimsel çalışmalar bir binanın inşasındaki tuğlalar gibidir. Her biri bir diğerinin üzerine bina edilir. Bir kemer taşının yapılması veya bir kubbenin inşasında tuğlalar kalıbın üzerine tek...
-
02 Oca 2009
Yorum YokVaroluşcu Psikoterapi
Varoluşçuluk son yüzyılımızda felsefî bir akım olarak kendini ortaya koydu. Ekzistansiyalist felsefe bir anlam arayışından yola çıktı. İnsanın, kendini ve maddeyi sorgulaması sonucunda karşılaştığı açmazları anlamaya çalıştı. Varoluşçu felsefenin oluşmasına tek bir filozofun katkısı yoktur. Birçok filozof varoluşçu felsefî akımın gelişmesinde rol almışlarıdır. Kirkegaard, Heidegger, Sartre, Neitsche gibi filozoflar bu akımın öncülerinden kabul edilir. Varoluşçu...
-
02 Oca 2009
Yorum YokDavranışcı Psikoterapi
Yukarıda insanın ruhsal yapısını kabuklar halinde iç içe geçmiş bir meyveye benzetmiştik. Buna göre meyvenin en dış kabuğuna, davranışçı şartlanmalar veya sosyal öğrenmeler; ikinci katmana bilgi işleme süreci veya bilişsel alan; üçüncü katmana ise dinamik katman diyebiliriz. Çekirdek bölümüne ise varoluşçu öz diyebiliriz. İnsanın bütünü bu katmanların bir araya gelmesinden oluşmaktadır. Bir parçayı diğerinden ayırmak...